Izdırabın sonu yok sanma, bu alem de geçer, Ömr-i fani gibidir; gün de geçer, dem de geçer, Gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer, Devr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçer, Gece gündüz yok olur, an-ı demadem de geçer.
Kocaman bir beklentiyiz albayım
Öyle büyümüş ki içimizde ki yalnızlık
Sevilmeyi beklerken beklemeyi sevmişiz
Sahi beklediğimiz umut ettiğimiz şeyler bir gün gerçekleşecek mi
Gerçekleşmeyecekse bile bu çektiğimiz sıkıntılar dertler boşuna mı albayım
Ne olacak bu içimiz de ki yarım kalmışlıklar
Mutluluk bize uğramıyor albayım mutsuzluğa nedense yemin etmiş gibiyiz
Olmaması sorun değil ki albayım
Olacakmış gibi olup olmuyor ya o kötü işte
Ne eskisi gibi olabiliyoruz ne de başladığımız yere dönebiliyoruz
Nasıl yapalım albayım
Ben büyüyemedim albayım aslında büyümek istemedim
Bu aralar ne istediysem olmuyor zaten.
Neyse, Büyümek insanı olgunlaştırıyor albayım olgunlaştıkça yalnızlaşıyorsun eksiliyorsun
Yarım kalıyorsun olmadı albayım ben yapamadım
Diğer insanlar gibi olmadım diğerleri gibi mutlu olamadım
Bu yüzden galiba eksildim
Fakat albayım mutlu olmak için sıradanlaşmak mı gerekiyor
Diğer insanlar gibi olmak mı gerekiyor
Ben büyümek istemiyorum sayın albayım
Diğerleri gibi olmak istemiyorum
Mutsuz olmakta istemiyorum
Ben hiçbir şey istemiyorum albayım
Hissizleştim resmen
Beni kurtar albayım
Birgün bütün değer yargıları değişecek ve yargılananlar yargıç, eziyet edenler de suçlu sandalyesine oturacaklardır ve onlar o kadar utanacaklar, o kadar utanacaklardır ki utançlarının ve suçlarının ağırlığı yüzünden ayağa kalkamayacaklardır.
O zaman, akıllı ya da akılsız bütün ezilenler, yani bizim caddedeki insanların çoğu, yani öcü geliyor diye küçükken benikorkuttukları çolak ve topal Deli Rüstem ile ben ve benimle birlikte bar kızı Leylâ, kendisine yüz vermedi diye intiharateşebbüs ederek beynine iki kurşun sıkan fakat ancak kafatasını delerek alay edenlerden kurtulmak için bütün hayatınca yoldakalpak giyerek dolaşmak zorunda kalan meyhaneci Hızır ve onunla birlikte ortaokulda kekemeliği ve garip mistik düşünceleriylearkadaşlarının alay konusu olan ve şimdi havagazıyla intihar ettiği için ölmüş bulunan ve evlerindeki şecere ağacında taze yağlı boyayla yeni boyanmış yeşil, titrek bir yapraktan ibaret kalan Ercan ve Ercan'la birlikte annesi Rus babası İtalyan olanve sınıfta ve bahçede paltosunu hiç çıkarmayan ve daima gözlüğü ve paltosuyla ilkokul birinci sınıf çocuklarıyla top oynayanve gâvur diye ve kambur diye horlanan Altan ve Altan'la birlikte zeki ve siyah gözleriyle bana hep muhabbetle bakan ve yedikardeşiyle ve annesiyle ve babasıyla ve teyzesiyle ve dayısıyla Evkaf apartmanının en üst katında labirent gibi karışıkkoridorlardaki yüzlerce odadan sadece birinde oturan ve sınıf birincisi olduğu halde ilkokuldan sonra elektrikçi çıraklığınabaşlayan Osman ve onunla birlikte bütün gülünçlüğüne rağmen aşağılığı sefaletinden ve sefaleti aşağılığından ileri gelen mimar Cemil (Uluer) Turan ve Mimar Cemil'le birlikte sakat olduğu için hiç yürümeyen ve hep altını kirleten ve misafirler görmesindiye ve sosyetik annesi rahatsız olmasın diye yaz kış balkonda tutulan ve
Seni sormak için otuz kapının
Eşiğine varıp durdum bu gece
Seksen üç haneyi gezip dolandım
Viran oldu gönül yurdum bu gece
Aradan da deli gönül aradan
Bir çift göz göründü geçtim oradan
Yüzondört kez berat verdi yaradan
Fermanı kendime sordum bu gece
Gece gündüz dönüp duran pervane
Senin için oldum deli divane
Saraylara baş kaldıran virane
Yamacına çadır kurdum bu gece
Belki ayyaş belki derviş deliyim
Sefaiyem ben nereden bileyim
Tut elimden gayrı sana geleyim
Yıldızlara badal vurdum bu gece
Şair Aşık Sefai