“Bir papağanı sevdikten sonra bir yılanla yatmak zorunda kaldım. Böylece kitapların vaat ettiği, benimse hayatta hiç karşılaşmadığım aşkı başka yerde aradım.”
Kitabın sonunda kendime sorduğum bir tek soru vardı hayatın bir çok noktasında kararlar verirken aslında kendimize çok farklı yollar çizdiğimizin farkında mıyız?
"Eve dönüp de kendimi odamda yalnız bulmaktan çok memnundum. İlk arzum yatağımın yanındaki koltuğa çöküp başımı yastığa gömmek ve hüngür hündür ağlayarak rahatlamaktı; kendimi bu kadarcık şımartmaya şiddetle ihtiyaç duyuyordum ama heyhat! Kendimi tutmam ve duygularımı bir kez daha içime gömmem gerekti -derslikteki öğle yemeğine çağıran o iğrenç zil. Sakin ve gülümseyen bir yüzle aşağıya inmem ve gülüp saçma sapan konuşmam gerekti- ve evet, mümkünse yemek yememde lazımdı, her şey gayet iyiyimiş ve keyifli bir yürüyüşten dönmüşüm gibi."