Gökhan zerek

Gökhan zerek
@Tylerdrr
Sadece Yaşıyorum bu kadar
Reklam
Bir istihbaratçı gözünde laiklik ve İslamcılık
RP yönetiminin, sonuçları bilinmesine rağmen yangına körükle gider gibi İslâmî sloganları öne çıkarması, bir inadın veya kararlılığın ifadesi midir? Bunun bilinçli bir politikanın eseri olması ihtimali hiç mi yoktur! Şu anda Fethullah Gülen kanadına karşı açılan savaş, sadece irticaya mı yöneliktir yoksa bu kanadın RP ve laik kesimlerin karşıtı bir dış politikanın destekçisi olmasının bir sonucumudur? Acaba gördüğümüz şeyler sadece gerçeğin ışık oyunlarıyla deforme edilmiş bir şekli midir? Reddedilse bile, Erbakan'ı İsviçre'den sol eğilimli generallerin getirdiği rivayeti, hangi düşünce modeli içinde böylesine yaygınlaşabilmiştir? Bu kadar aykırı görünen bir iddiayı birçok kişinin doğru sayabilmesi hangi mantığın ürünüdür? Bugünkü ideolojik çatışma en az 12 Eylül öncesindeki kadar yapaydır ve her yapay şeyde olduğu gibi bunu da yapanlar vardır. Laiklerin derdi ne devletçilikle halkçılığını terhis ettikleri ve sadece laikliğini savundukları Atatürk ilkeleridir ne de İslâmcı siyasal odağın sorunu halkın dinini korumaktır. Son derece gerçekçi ve anlamlı bir hedef söz konusudur ve bu hedef tarafların dile getirdiği kaygılarla ilintisizdir . Laiklik ve İslâmcılık şalını kaldırdığınız zaman göreceğiniz şey, dünya üzerindeki nüfuz kavgasıdır ve taraflar hiç de yabancısı olmadığımız, her siyasî kavganın arkasında yer alan güç odaklarıdır .
Sayfa 190·Kitabı okudu
Ordu ile siyasetin halkta tezahürü
Bugün halk, yöneticilerin halkı sırtında taşımadığının, aksine onun sırtına binen bir yük olduğunun farkında. Siyasilerin sözlerinin kendisini ilgilendiren bir yanının olmadığını, kimsenin halkın sorunları ile gerçekten ilgilenmediğini, yaptıklarının birer gösteriş ve onu kandırmaya yönelik şovlar olduğunu biliyor. Halkın yaşadığı açmazı görmek gerek. Askerlerde devlet adamlarının sorumluluk duygusunu, güvenilirliği görüyor. Ama onların devlet kavramı içinde kendisinin ikinci planda tutulduğunu ve onların gözünde görevin kutsal, hakkın anlamsız olduğunu biliyor. Ülkeyi yönetenlerin, sadece ayakta kalabilmek için, kendisine birşeyler vermek zorunda olduğunun farkında. Dürüstlüklerini sorgulamıyor bile. Pazardan mal alırken nasıl hep aldatılmaktan korkuyor, ama mecbur olduğu için yine de birşeyler satın alıyorsa, siyaseti de böyle bir alışveriş gibi görüyor. Şu anda gördüğümüz manzara budur. Halk devleti askere emanet edip, alışverişi siyasetçilerle yapıyor. Ama eğer devleti tehlikede görürse, siyasetçilerin hiç şansı olmaz ve bugün halkı arkalarında bulacaklarını sananlar hayal kırıklığına uğrarlar. Halk devleti yaşatmakta kararlıdır.
Sayfa 147·Kitabı okudu
Alıntı