Hava bir türlü düzelmiyor. Kim bilir güneş olsa, bu dereler, bu vadiler, bu körpe fındık ağaçları, güneşin parlak ışıkları altında ne güzel görünecek! Fakat yağmur,hatta dolu, bir türlü eksik olmuyor. Yol yükseldikçe soğuk artıyor. Hamsi köy' e geldiğimiz zaman şiddetli bir yağmur başladı, sabahlara kadar sürdü. Buluttan ve sisten hiç bir taraf görülmüyor. Arada sırada sis sıyrılıyor, siyah çamların yüksek endâınları görünüyor. Zigana dağlarına koyu bir duman çökmüş. Adeta bulutlar içinde ilerliyoruz. Uzakta, uzun bir mesafe görmek mümkün değil.Durmadan yağmurlar, çamurlar sular içinde yükseliyoruz . Bazen bulutlar bir duman gibi sıyrılıp dağılıyor, o zaman yolun sol tarafında kesilmiş, yarılmış, hemen yakılacakmış gibi insana korku veren kayalar üzerinde, şebnemler içinde dağ menekşeleri, sağda ise çamlarla dolu yeşil ve karanlık uçurum görünüyor. Bu uçurumun biraz ilerisine bakıldığı zaman, yeşil çamlar arkasında sisten ibaret mavimsi bir deniz var gibi görünüyor. Biraz sonra şiddetli bir kar başlıyor, eller üşüyor, dimağ bu güzel manzaradan üşüye üşüye faydalanmaya çalışıyor. Zigana bir şiir gibi....