YARA ATLASI / Hediye Demet Akan
@timasyayingrubu
@yara.atlasi
Hayatta bir şey nerede başladıysa tam olarak orada son bulurmuş. Masallar ilk satıra değen gözlerde, yolculuklar başladıkları istasyonlarda, hayatsa fışkırdığı toprakta.
O su ki bir sepette Musa’yı, bir balığın karnında Yunus’u, bir gemide Nuh’u nerelere taşımıştı. Kendini suya bırakmanın insanı mutlaka vardıracağı bir yer olduğu tartışmasızdır.
“sevgisizlik gurbettir ve gurbet genleşen bir yalnızlıktır, unutma. Yine de gurbetin insana kazandırdığı bazı yetenekler vardır. Hazır bir hanesi olmayınca insanın, terekeden alıp çilingircide kopyalatacağı anahtarları da olmaz.
Fanusundan kaçıp okyanusta yüzmüş bir balık, yeniden fanusa konulsa yüzmek sayar mı bir avuç sudaki çırpınmalarını? Kafesinden kurtulup ağaçtan ağaca uçan bir kuş, yeniden kafese konulsa şevkle şakır mı artık? Esaret altında doğmuş bir aslan, ormana kavuştuğunda, bakıcısını ne kadar severse sevsin geri döner mi? Ve ne kadar uzun zaman tutsaklık yaşamış olurlarsa olsunlar, hepsi aslı ona ne emrediyorsa onu en iyi şekilde yapmayı bilir. Ne balık acemidir okyanusta ne kuş zorlanır göğe yükselirken ne de aslan korkar ormanın gecesinden.
Yara atlası, karakterimizin travmalarını ele alarak bizleri içsel bir yolculuğa çıkarıyor. Ankara’da meydanların onca kalabalığı arasında kendi yanlızlığıyla içinde ki susmayan kalabalığı arasında kalıp savaşarak, izinden kurtulamadığı yaralarıyla, sevgisiz bırakılan çocukluğuyla bir terapist aracılığıyla yüzleşiyor karakterimiz. Bu yüzleşmede ilahi teslimiyetin, hakikatin farkına varıyor.
Biz İnsanoğlu hep böyle içinden çıkılmaz bi duruma geldiğimizde fark ediyoruz bazı şeyleri ve o zaman sığınacak bir liman arıyoruz. Buda bizi inançlarımıza yöneltiyor. Hakikatin şifasını istiyoruz.
Her yaranın