"Rablerinin çağrısına icabet ederler, Namazı dosdoğru kılarlar, işleri kendi aralarında Şura iledir."(*)
Kur'an'da istişareden açık bir şekilde bahsedilmekle birlikte bu konuda uygulamanın nasıl gerçekleştirileceğine dair bir bilgi yoktur. Dolayısıyla Müslümanlara istişarenin pratiği bizzat Allah Resulü sav tarafından gösterilmiştir.
Hz Peygamber sav, yönetimde ehliyet sahibi kişileri görevlendirmeye çalışırken, bunun tersi bir siyasi tasarrufun toplumlar için felakete sebep olacağını ifade etmiş; Üstelik Ehil olmayan kişilerin göreve getirilmesinin kıyamet alameti olduğunu söylemiştir.
Hazreti Peygamber'e (sav) göre yönetici olmada ve sorumluluk almada kriter geçmişteki vazifeler veya tanınmış olmak değil o alanda sahip olunan ehliyet ve liyakattir.
Hz Peygamber'in (sav) Mekke döneminde yaşadığı tecrübeler, gerek İslam'ın Evrensel boyutta tebliğinin, gerekse Müslümanların barış ve güvenlik içinde yaşama imkanına kavuşması için siyasi hakimiyetin büyük önem taşıdığı açık bir şekilde ortaya çıkmıştı.
Allah'ın kendisine itaat ile beraber peygamberlerine de itaati emretmesi ve eğer inanıyorlarsa insanların anlaşmazlık konularını hüküme bağlamak için Allah'a ve elçisine götürmelerini istemesi(*) onun otoritesini kabul etmenin sadece bir saygı ifadesi bir tercih değil Aksine imanın bir gereği olduğunu ve bu iki itaatin esasında birbirine bağlı, hatta birbirinin aynı olduğunu gösterir.