Karım hâlâ konuşuyor olmalı. Artık işitmiyorum bile onu. Arada bir ağzını oynattığı gözüme ilişiyor yalnızca. Sessiz filmlerdeki gibi sürdürüyor dırdırını.
Çocuklarımla ilgilenmiyor değilim. Arada bir gerçek olduklarına inanmakta güçlük çekiyorum yalnızca. Bir de, karımın, annemin, karımın annesinin, konu komşunun onlarda gördüğü cevheri bir türlü göremiyorum ben.
Şişeyi kırıp akan sele karışacağım. Islanınca mektup okunmaz hale mi gelecek? Yırtılıp, dağılıp hepten yok mu olacak? Bilmiyorum. Aldırmıyorum. Göze almam gerek.