Çoğumuz, dolaylı yoldan, okuyarak öğreniriz ve bunu da en az üç sebepten yaparız: 1) Bilge ve bilgeliğe, otorite ve güce götürebilecek bilgilere sahip olmak. 2) Hayat tecrübemizi artırmak suretiyle duygusal risklere girmeden insan davranışları hakkında içgörü kazanmak. 3) Kendi ahlaki pusulamızı onlara göre ayarlayabileceğimiz rol modelleri bulmak.
Hepsi de I. James'in İngilteresi'nden ve III. Felipe'nin İspanyası'ndan daha güçlü olan Osmanlı Türkleri, İran Safevileri, Babür Hindistanı ve Ming Çini gibi büyük Asya imparatorluklarının hiçbiri Avrupalıların Yeni Dünyadaki fetihlerine ve rekabetlerine ilgi göstermiyorlardı. Hepsi de, dünyanın Asya etrafında döndüğü kanısında idi. Üç asır boyunca Amerika, Okyanusya, Atlantik ve Pasifik'teki başlıca çatışmalar Avrupalı güçler arasında yaşanmıştı. Asya hanedanları, Avrupa'nın yayılmasına yeterince ilgi göstermemenin bedelini çok ağır şekilde ödeyeceklerdi.
Venedik, Amerika'nın bağımsızlığını ilan etmesine kadar ciddi bir rakiple karşılaşmaksızın istihbaratta dünya lideri olmuştu. Rönesans devletlerinin ve seçkinlerinin istihbarata karşı artan ilgilerinin temelinde, kayıp klasik metinlerin yeniden keşfedilmesinin Rönesans hümanizmini doğurması ve bu fikirlerin on beşinci yüzyıl sonlarındaki matbaa devrimi sayesinde görülmemiş bir hızla yayılması sonucu ortaya çıkan, daha önceden Avrupa tarihinde eşi olmayan bir entelektüel merak yatmaktadır.
İsa' nın krallığı, kendisinin de havarilerine söylemeye çalıştığı gibi, bu dünyada değildi. Ancak Muhammed'inki bu dünyadaydı. Yuşa'nın Arz-ı Mevud'u fethederken Tanrı'nın iradesini hakim kıldığına kani olduğu gibi, Muhammed de Arap Yarımadası'nda silah ve ihtida yoluyla Müslüman hakimiyetini tesis etmişti.