Umut

Acısıyla tatlısıyla, 10 yıl. Bu süre zarfında önden gidip şehit olan, vefat eden devrelerime Allah'tan rahmet diliyorum.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Finaller sonrası rutin okumalara dönüş. :) Bu ileti, başlangıç için tarihe not düşülmesi içindir.:) Ambalaja veda edip günlerdir okunmayı bekleyen soldaki (Churchill ve İlhan Berk hariç) kısmı ay çıkmadan bitirmeyi hedefliyorum, inşallah.
07.06.26
Bir hayatı, ısmarlama bir hayatı bırakıyorum. Görenler üstünde iyi duruyor derdi her bakışta. İsmet Özel
... Atların en güzel biçimini sessizce kalbime indiriyor. İçimde İstanbul çalkanırken bozbulanık çeşme; Bir dans için can vermeğe hazır bekliyorum. Sen orda, gelirayak kuklalara insan gibi konuşmasını öğretme. ... Sezai Karakoç - 1956 Haziran
20.04.26 - 21.50 Bizi yağmur güldürürdü eskiden. Ne olmuş bu yağmura da böyle? Kara kara düşündürüyor. Ah babam… Deyip babamdan bahsetmeliyim burada. Öyle demeyin! Benim de babam vardı, akşamları gelirdi. Düşünürdüm hep, Allah yakar diye mi, Gelmezdi karanlık olmadan? Siyah poşetleriyle çıkardı yokuşu her akşam. Koşsun isterdim bize doğru, salına salına gelirdi oysa. Badem getirirdi her gün. Önce bademlere kayardı gözüm, çok sonra babama. Ne zaman boş gelse, sis çökerdi dünyamıza. Bir hüzündür, otururdu soframıza. Poşeti sorsam cevap hazır: "poşetçi ölmüş” Bademi sorsam: "bademci ölmüş” Şimdi gökyüzünde, maziden kalma bir bulut. Güldürmüyor. Badem yok, poşet yok. Yokuşlar bomboş. Bademciye sorsam, cevap buruk: “Baban yağmur olmuş.” Eyyüp Akyüz