1915 Şubatı sonunda, Çanakkale ağzındaki tabyalar, müttefik filonun içeri girip Erenköy koyundan iç tabyaları uzak mesafeden bombardıman etmesine elverişli bir duruma getirildikten sonra, bu bölgede mayın aranılmasına ve yüzen mayınların kontrolüne başlandı. Bu bombardıman bölgesi, gece bir İngiliz muhrip filotillası tarafından, gündüz ise zırhlılarla ve uçaklar tarafından kontrol edilmekteydi. Türkler, büyük taarruzumuza karşı hazırlık mahiyetinde olarak, zırhlılarımızın hemen her gün bu bölgede bulunduklarını görünce, bunlara hasar vermek maksadıyla bu koyda bir mayın hattı kurma kararını verdiler. Fırtınalı bir gün olan 8 Mart 1915 sabahı, İngiliz karakol muhriplerinin geri çekilmiş olduğu bir sırada, Nusret adındaki Türk mayın gemisi, bilinen diğer mayın hatlarının önünde bu hattı kurmayı başardı. Bu hat, diğerleri gibi Boğaz geçidine dikey değil, paralel idi ve Türklerin elindeki son ihtiyattan alınmış demirli mayınlardan ibaretti; değerleri, 6-7 bin franktan fazla tutmazdı.
1915 yılında bütün Avrupa'da milyonlarca insan, bir ölüm kalım mücadelesine girişmiş bulunuyordu. Büyük taarruzlar yapılmakta ve büyük milletlerin kahramanları korkusuzca muharebelere katılmaktaydı. İki üç milyon asker ölü ve yaralı idi. Milletlerin zenginlikleri akıp gidiyordu. Dört beş bin harp gemisi, denizlerde koşuşup duruyordu. Fakat Nusret'in gizlice döktüğü bu 26 demir kap (mayın), harbin devamı ve dünyanın geleceği bakımından, diğer bütün gayretlerden daha tam ve kesin sonuçlu hedeflere varmak içindi. Bu engel, ingilizler tarafından etkinlikle başlatılmış olan Çanakkale harekâtını durduran bir dizi psikolojik karışıklıklar doğurdu. Yalnız başına bu mayın engelidir ki, Osmanlı İmparatorluğu'nu bir hezimetten kurtardı ve harbi uzattı. Bu yüzden, Bi rinci Dünya Savaşı'nda yenilenler