Felek ise ne oyulur, ne de bir kılıçla omuzundan ikiye biçilirdi... Feleğe sadece göğüs gerilirdi; onun getireceği iyi günler beklenir, kötü günlerine dayanmaya çalışılırdı.
Baba ile oğulun başka üzüntüleri de vardı. Kara Murat yanılmıştı; mutluluk sık da gelse, ender de uğrasa, uzun süre insanlarla beraber kalmıyordu. Gerçek mutluluk onun geldiği ânı görebilmekteydi!..
- Şimdi de sıra bize geldi, dedi, geri kalan gaziler ve akıncılarla birlikte biz dahi onların yanına varalım... Hangisinin yaşı ilerideydi bilinmez... Fakat yılların ne kıymeti vardı?.. Saçlar, sakallar beyazlaşsa, alınlar kırışıklıklarla dolsa, hattâ omuzlar çökse, beller kamburlaşsa da yürekler dile gelmedikçe o insan büyük mü sayılırdı? Hasan Paşa’nın yüreği ise durmadan konuşurdu ve Koca Memil o anda kendisini karşındakine nazaran çok ufak, adeta küçücük bir çocuk gibi hissediyordu..