Her şeyden önce şunu hatırlatmakta fayda vardır; Sultan Alp Arslan'ın Malazgirt S. öncesi kafasında var olan hedef Anadolu, diğer bir ifadeyle Bizans değil, Şiîliğin en önemli temsilcisi durumundaki Fâtımî Devleti'dir. Öncelik Fâtımîler'in ortadan kaldırılması olduğu için Bizans ile yapılan savaş, araya sıkışmış bir mücadeleden, İslâm memleketlerini koruma çabasından başka bir şey değildir.
Bu anlaşmayla Bizans'tan gelebilecek herhangi bir tehlike öncesinden bertaraf edilmiş, Mısır planları öne alınmış, böylelikle uzun vadede Mısır'dan sonra tekrar Anadolu'ya yönelmek için herhnagi bir engel kalmamıştır.
Mevcut anlaşmanın devam etmesi durumunda şartlar gereği Bizans topraklarında faaliyet gösterilemeyecek, diğer bir ifadeyle mevcut kanıya göre savaş ile açılmış olan kapıdan içeri girilemeyecektir. Bu durumda Romonos Diogenes'in ölümü, Sultan Alp Arslan'ın ve diğer Türkmenler'iin önünü açmış, Anadolu'nun Türkleşme süreci hızlanmıştır.