Turnalar
Bana bazen öyle gelir ki,
Kanlı savaş alanlarından geçemeyen
Askerler; topraklarımıza uzanıp kalmaz,
Onlar; beyaz Turnalara dönüşür.
Uzak zamanlardan hala,
Uçup gelerek seslerini duyururlar.
Boşa değil ya, bizim göğe
Bakarken susa kalmamız.
Uçar, uçar yorgun Turnalar kama gibi,
Uçar, Siste gün doğarken.
Ve o şekilde, bir boşluk görürüm,
Belki de o yer bana aittir.
Bir gün gelecek ben de, turna akınlarıyla
Yüzeceğim gümüş renkli pus içerisinde.
Yeryüzünde bıraktığım herkese
Gökyüzünden, kuş çığlıklarıyla sesleneceğim.
İnsan, izole bir adacık değil sosyal bir canlıdır. Onda, hayatı anlamlı bir öykü gibi yaşama isteği doğuran, soyutlama yetisine sahip olan beynidir. Özgürce biçimlenen giriş, gelişme ve sonucuyla, derin, değerli, özel ve bütünlüklü bir öyküsü olmalıdır yaşamın. Varoluşsal boşluğa düşen çoğu insan için yaşamın büyüsü bozulmuş, heyecanı yitmiş ve onu sürdürmeye diyecek bir neden kalmamıştır artık.
Öykü hastalıklıdır…