“Fakat manen düşen insanın bazen yalnız bir tarafı zedeleniyor, öte tarafları tamamiyle salim kalabiliyor. Fahişeler, görüyorsunuz ki, aile muhabbetini hiç kaybetmemiş, katiller görüyorsunuz ki, samimî surette seviyor, acıyor, yardım ediyor”
“Saadetin hangi mertebesinde çıkarsan kâfi görmez, kendisini daima mazlum ve mağdur vaziyetinde görerek sızlanırdı. Bu terbiyeye göre, erkek, daima zalim, sinsi ve yalancı idi. Kadın ona bir an güleryüz göstermemeli ve bir an neşeli ve memnun görünce mutlaka bir şey icat edip zehirlemeli, vermek istemediğini zorla, yahut hile ile elinden almalıydı.”
“Arkadaşım, hangi felâketin beni bu hale getirdiğini sormuyordu. Hayat böyleydi. İnsanlar ayrı ayrı yollara dağılırlardı. Kiminin tuttuğu yol; insanı bu Cevdet gibi, muvaffakiyete götürür, kimininki de benim vardığım şahikaya çıkarırdı! Bu, bir talih, tesadüf meselesiydi. Niçinini, nasılını sormak beyhudeydi.”