Allah süreci gaye haline getirerek bize sonucun değil bizzat
sürecin kendisinin bir ibadet olduğunu gösterir. Hac ve umre için
çok büyük sevaplar vardır ve sa'y olmadan hiçbir hac ve umre
geçerli değildir. Yani Hacer'in sonu cunu değil, sürecini taklit
etmek suretiyle mükafatlandırılırız.
Hayatımızda çoğu kez sa'y yapmak zorunda kalırız: yaptığımız şeyler, mücadele ettiğimiz zorluklar ve tekrar tekrar
yaptıklarımız. Kimi zaman da "sonucu" hemen göremez ve
gösterdiğimiz çaba boşunaymış gibi hissedebiliriz. Lakin
Hacer'in (as) hikayesi ve bunun bir sonucu olarak ortaya çıkan
dini yükümlülük bize çok önemli bir şeyi, sürecin kendisinin
bir ibadet olduğunu öğretir. Gördüğümüz sonuçlar bile öncesinde
bir süreci gerektirir.
Yol da yolcu da mükemmel değildir ama varış
yeri muhteşemdir. Ve bu, tek istediğin şey vazgeçmek de olsa,
devam etmeni sağlayacak olan sebeptir.
Hz. Hacer yalnızca bir defa koşmadı. Hatta ilkinde bir "sonuç" da alamadı. Safa ve Merve arasında tam yedi kez koştu ve
ancak yedinciden sonra "sonucu" görebildi. Peki bu durumda
ilk altı koşuşu gereksiz birer çabadan ibaretti diyebilir miyiz?
Güçlü
olanı arıyorsan güçlü olursun. Ama kendinde ya da yolculukta
mükemmelliğin peşindeysen karşına pkan her boş tepede umudunu biraz daha kaybedersin.
Yolcu da yolculuk da mükemmel değildir. Olması gereken
budur; böyle yaratılmıştır.
Unutmayın ki kalp bir su deposu gibidir. Gözyaşlarının
akmasına müsaade etmezseniz o depo patlar. Böyle durumların
daha önce de başınıza geldiğini hatırlayın, Allah o zaman da
her zaman da sizi kurtarmıştı.
Yağmurdan sonra sükunet çöker; gökyüzü bile yaşlarını
döktükten sonra rahatlar. Siz de aciz bir insan olarak sadece
kendinize dayanamazsınız; bu dağı tek başınıza taşıyamazsınız.
Taşımaya kalkarsanız altında ezilirsiniz. Dağı, Allah'a teslim
etmelisiniz. Göklerin ve yerin Yaratıcısına hiçbir şey zor değildir.
Zorluk da Allah' ın yaratmasına dahildir.