"Tahir'in mezarına vardı. İçinde acı, patladı patlayacak bir volkan gibi kaynıyordu. Tahir'in mezarı başında öyle bir ah etti ki, sanki bütün cihan titredi. Gül teninden kanlı yaşlar sel gibi boşandı, narin bedeni bir saralı gibi titredi. Daha fazla dayanamadı. Tahir'in mezarının üzerine eğilip, bütün kuvvetiyle toprağa sarıldı. Bir yandan da, Ya Rabbi, benim dahi bu dakikada ruhumu kabzeyle diyerek dua ediyordu. Ve o halde, Tahir'in toprağını öpüp koklarken ruhunu teslim eyledi"
Kitabın son paragrafıyla başlamak istedim incelemeye. Sonunu bile bile okuyacağımız, kalbimizdeki ince sızıyı daha da sızlatacağını bildiğimiz bir aşk hikayesi..
İnce bir kitap olmasına rağmen konsantire acı hissi bırakıyor kalpte.
Yazar Münire Daniş kitabı gençlere ithafen yazmış. Gerekçe olarak da gençlerin aşkı, sevdayı, sevgiliyi batı kültürünün pazarladığı müfredattan öğrenmeleri olarak belirtmiş. Oldukca haklı bi gerekçe. Okurken zaten istemsizce "kalmadı ki böyle sevdalar" diyor insan ne yazık ki.
"Eski zaman aşklar ile günümüz aşklarını kıyaslarsak" gibi bir cümlenin devamını getirmeyi, eski aşkların ruhuna saplanan bir hançer sayarım ve bunu kıyasa dahi tabi tutmak istemem.
Münire Daniş'ın kalemini güçlü buldum. Kitap çok iyi romantize edilmiş. Zihnimde film izledim diyebilirim. Aşıkların birbirlerine duydukları muhabbet hasret yangını ile betimlenmiş adeta.Tasvirler çok yerli yerinde kullanmış. Ufak bir örnek bırakıyorum. #236864860
Aşkı başlatan Zühre, biz kardeşiz gerekçesiyle onu reddeden Tahir...
Aşkı başlatan Zühre, kalbine ok gibi giren gerçeklerle Zühre'nin ateşinde pervane olan Tahir...
Aşkı başlatan Zühre, hasrerinden prangalar eskiten Tahir..
Askı başlatan Zühre, kurtulup kurtulup ona kavuşan Tahir..
Ve yine aşkı başlatan Zühre, haset
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Selamun Aleyküm..
"Bazı kitaplar sadece bilgi edinilmek için okunmaz. Ayrıca insanın hayatını, düşüncelerini de bereketlendirir. Elinizdeki eser de böylesi kitaplardan" bu cümlelerle başlıyor kitap:)
Hani böyle hiç tadını bilmediğiniz ya da adını bile duymadığınız lezzetler vardır. Hah bu kitap işte benim için (kalbim için) tam olarak böyleydi.
İslam âlimlerine ait eserlerin günümüze kadar ulaşması, bundan istifade edebiliyo olmak bu çağın en kıymetlilerinden. İbn Arabi yaşadığı devrin ileri gelen âlimleri tarafından “Sahili bulunmayan bir mârifet denizi” olarak vasıflandırılmış. Onu anlamak için sahilinde uzun yürüyüşler yapmamıza fırsat verilmiyor. Şeyh Ekber direk denize daldırıyor :)
Büyük alimlere ait eserleri okuduğum zaman hep şunu düşünürüm "hangi makamda acaba? Allah hangi haller yaşattı? Eserlerine aktarmadığı ne incilere sahipti kim bilir? "
Eser İsmail Rusuhî Ankaravi tarafından şerh edilmiş. Zatı muhterem Mevlevi şeyhlerinden. Bu açıdan eser de Mevlana ve İbn Arabî'nin buluşması gibi yorumlanmış.
Kitapda 27 fas bulunmakta. Her bir fas peygamberler ve onlara atfedilen manalardan oluşmakta. Peygamberilere verilen isimler ve atfedilen manaları derinlemesine açıklamış. Örneğin 5. Fas "Hz. İbrahim'in kelimesindeki Mehimi hikmetin Özü"
Mehim kelimesi edilgen isimdir. Teheyyüm ve heyeman sözcüklerinden türemiştir. #233730497
Bir olayın, bir kavramın zahiri ve batıni manalarına bolca yer verilmiş. Ayetlerle delillendirmeler yapılmış. Çok farklı akıl yürütmeleri yapılarak konuya farklı bakış açıları kazandırılmaya çalışılmış. Ruh konusuna, Allah'ın yer yüzündeki delillerine, makamlara, kalbin halleri oldukça derin işlenmiş. Hatta o kadar derinlemesine işlenmiş ki Şeyhi Ekberin kuyuya (kalbime) attığı taş hala düşmedi..
Eserde