Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurur:
"Müminin hali ne hoştur, her halinde kendisi için bir hayır
vardır ve bu durum sadece mümine hastır. Başlarına güzel bir
iş geldiğinde şükrederler, bu onlar için hayırlıdır. Kendilerine
bir fenalık dokunduğunda da sabrederler, bu da onlar için hayırlıdır." (Sahih-i Müslim, 2999)
"Müminin işine hayret ederim. Şüphesiz Allah, mümine,
kendisi için hayırlı olandan başkasını takdir etmez." (Müsned-i
Ahmed, 12495)
'Tnkar edenlere gelince, onların amelleri, ıssız çöllerdeki
serap gibidir ki susayan onu su zanneder; nihayet ona
vardığında orada herhangi bir şey bulamamış, üstelik
yanı b aşında da (inanmadığı, kendisinden sakınmadığı)
Allah'ı bulmuştur; Allah ise onun hesabını tastamam
görmüştür. Allah hesabı çok çabu k görür. Yahu t (o kafirlerin
duygu, düşünce ve davranışları) engin bir denizdeki
yoğun karanlıklar gibidi r; (öyle bir deniz) ki, onu dalga
üstüne dalga kaplıyor; üstünde de bulut ... Birbiri üstüne
karan�ıklar. .. İnsan, elini çıkarıp uzatsa, neredeyse onu
dahi göremez. Bir kimseye Allah nur vermemişse, artık o
kimsenin aydınlıktan nasibi yoktur. " (Kur'an, 24:39-40)
llah'ın her sıfatı, bir insan ihtiyacına karşılık gelir.
Sevgiye muhtacızdır; Allah en çok seven ve sevilen, sevginin
kaynağı El-Vedud'dur. Görülmek ve anlaşılmak isteriz; Allah
her şeyi gören El-Basir'dir, her şeyi bilen El-Alim'dir. Güvende
hissetmeye ihtiyacımız vardır; Allah emniyetin kaynağı ElMü'min'dir. Adalet istiyoruzdur; Allah en adil olan El-Adl'dır.
Rızka ihtiyacımız vardır; Allah bedenlerin ve ruhun gıdasını
yaratıp veren El-Rezzak'tır.
Sağlık
yaratılmışsa hastalık da yaratılmıştır.
Duygular da yaratılmıştır ve orıların da belli bir yaratılış
amacı vardır. O halde korktuğunuzda korkunuzdan kaçmayın,
onu kullanın.
Korkunun sizi yukarı doğru itmesini sağlayın; onu, sizi gerçek
sığınmanın mümkün olduğu tek yere ulaştırması için kullanın.
El-Mü'min (Emniyet Kaynağı) Olanda, Allah'ta selamet bulun.
O zaman korkunun içindeki
huzuru; karmaşanın içindeki dinginliği, fırtınanın ortasındaki sığınağı keşfedeceksiniz.