youtu.be/g0tCnt9nB44?si=...
Çanakkale Savaşında Türk Askeri bu menüyü yedi diye yıllarca bunu yutturdular. Tamamen gerçek dışıdır. Çanakkale Cephesi 1.Dünya Savaşındaki en önemli cephedir. Eğer İtilaf Kuvvetleri Çanakkale Savaşını kazanıp boğazdan geçseydi Osmanlı İmparatorluğu Savaşı daha başından kaybedecekti. İtilaf Devletleri de Osmanlıyı parçalayacaktı. Çanakkale düşseydi Sevr Antlaşması yürürlüğe girecekti. Osmanlı'da (o zaman ki yönetim İttihat ve Terakki) Çanakkale Cephesi'nin önemini bildiğinden lojistik gücünün neredeyse tamamını bu cepheye aktarmıştır. Balkan Savaşı, Trablusgarp Savaşı, 1.Dünya Savaşı Suriye-Filistin, Irak, Hicaz-Yemen Cephelerinde askerin yaşadığı lojistik sıkıntıları bu cephede yaşanmamıştır. Tarih yalan yanlış, kulaktan dolma bilgilerle öğrenilmez. Araştırılarak farklı kaynaklardan bilgi toplanarak öğrenilir. En yukarıdaki bağlantıdan Osmanlı askerinin Çanakkale Savaşında ne yediği ile ilgili doğru bilgiye ulaşabilirsiniz. İyi okumalar.
Fakat İngilizler bu sefer çıkarma yaparak karadan amaçlarına ulaşmak istediler. 25 Nisan'da Gelibolu Yarımadası'na ve Anadolu kıyısına çıkarma yaptılar. Bu çıkarmalardan bir bölümü oyalama hareketleriydi. Ciddi çıkarmalar Seddülbahir ve Arıburnu'na yapıldı. Her iki noktada direnilebildiği için İngilizler ancak kıyılarda tutunabildiler. Arkalarında savaş gemilerinin ağır topçu ateşi olduğu için Osmanlı askerinin durumu zordu. Üstelik cephe komutanı Liman von Sanders'in esas saldırının Saros Körfezi'nden yapılacağı konusunda bir takıntısı olduğundan Türk kuvvetlerinin önemli bir bölümü Ağustos'a kadar orada tutuldu.
Kara Savaşı 25 Nisan 1915'ten 8/9 Ocak 1916'ya değin sürdü. Batı Cephesi'nde olduğu gibi bir siper savaşıydı. Taraflar çok ağır kayıplar vererek yaptıkları saldırılardan kesin sonuç alamıyorlardı. İngilizlerin (aralarında Anzaklar, yani Avustralyalı ve Yeni Zelandalılar, Fransızlar da vardı) sırtlarını donanma topçusuna verdikleri (ve genel silah üstünlüğü) , yaz sıcağında denize girme olanakları olduğu, konserve et, çikolata gibi yiyeceklerle beslendikleri için işleri görece daha kolaydı. Osmanlı askeri ekmek ve bulgurla besleniyordu. İki tarafın ortak sıkıntısı siperlerinin ortasında kalan ve sıcak havada bozulan ölüler dolayısıyla bölgeyi kaplayan koku ve sinek bulutlarıydı (zaman zaman bu yüzden ateşkes yapılıyor, iki taraf şehitlerini gömüyordu).
Kurtuluş Savaşı'nın ve Atatürk Devrimi'nin önderini Türklere bu savaş tanıttı. Mustafa Kemal Arıburnu'nda çok can alıcı bir noktada durumu kurtardıktan sonra savaş boyunca askeri dehasını kanıtlamış, albay olduğu halde Anafartalar'da İngilizlerin sonuç almak niyetiyle yaptığı iki büyük hamleyi (I. ve II. Anafartalar) buyruğuna verilen 5 . ve 7.Tümen'le (9 ve 21 Ağustos) yenilgiye uğratmıştı. Dolayısıyla,
İngilizler 19 Şubat'ta hareket ettiler, 23 Şubat'ta Limni Adası'nı işgal ettiler. Günlerce İngiliz ve Fransız gemileri Çanakkale'de tabyaları topa tutarak susturmaya çalıştılar. Eski toplar kullanan Osmanlı topçusu çok ağır kayıplar verdiyse de ezilmedi. İngiliz Amirali Robeck topların çoğunu susturduğuna, mayınların büyük ölçüde temizlendiğine inanarak 18 Mart günü Boğaz'a girmeye buyruğunu verdi. Oysa bir gece önce Nusret mayın gemisi gemilerin manevra alanı olan Erenköy Körfezi'ne 26 mayın daha dökmüştü. 18 zırhlıdan oluşan İtilaf donanmasının 3 zırhlısı batıp 5 tanesi yaralanınca geri çekilmek zorunda kaldı. Osmanlı parlak bir zafer kazanmış bulunuyordu.
24 Nisan 1913 günü Mahmut Şevket, sadrazam olarak Alman büyükelçisini ziyaret ederek tepeden tırnağa adam edilmesi için ordunun bir Alman generalinin komutası altına sokulmasını istedi.
Meşrutiyet yerine Abdülhamit'in gittikçe koyulaşan polis devleti, istibdat geldi. İnsanlara, özellikle aydınlara nefes aldırmayan paranoyakça bir sansür ve ihbar(jurnalleme) dizgesi kuruldu.