Bir cümleyle başladı… Sonra bir kelime daha, bir duygu daha derken, içimde uzun zamandır susan her şey bir kitaba dönüştü. Artık yalnızca bana ait değil; kalbimden kopup satırlara, satırlardan da hayata karışan bir parça bu.
“Göçebe Mektup” yalnızca bir hayal değil. Kâğıtla, mürekkeple, kokusuyla, ağırlığıyla varlığını ilan ediyor bugün. Şimdi her satırı iki kapağın arasında bir ırmak gibi akarken; emeğin, sabrın, inancın ve kelimelerin bir araya geldiğinde neleri mümkün kıldığını da görüyorum.
Bir hikâye, sayfalarıyla buluştu yüreğimden ve kalemimden dökülerek… Ve anlatan da, inanan da, hisseden de bendim. Belki de “Göçebe Mektup”, benim Allah’a gönderdiğim en uzun duadır. İçinde kırgınlık da var, şükür de…Şimdi bu mektup yola çıktı, kendi okuruna, kendi kalbine, kendi nasibine doğru. Yolunu arayan her gönlün bir gün kendi mektubunu bulması dileğiyle...