İnsanoğlu dünyanın sonuna kadar kendi kısıtlamasının kölesi mi olarak mı kalacak? Ya da zamanla özgürleşip, Ruhta Ruh için mi yaşayacak? İnsanoğlu yeryüzünde aşağıya ve arkasına bakmakta ısrar mı edecek? Ya da gözlerini güneşe çevirip bedeninin gölgesini kafatasları ve dikenler arasında görmeyi mi engelleyecek?
Bütün bunları hissettim ve öğrendim ki bir kadının mutluluğu bir adamın şan ve şerefinden geçmiyor ya da elinin açıklığından ve şefkatinden geçmiyor da her ikisinin kalplerini ve sevgilerini birleştiren aşktan geçiyor. Aşk onları hayatın yapısında tek bir vücut, Tanrı’nın dilinde tek bir sözcük yapıyor.