Akıl boş kaldığında hayaller işlemeye başlar ve dürtüler yerleşir. Dikkat yoğunlaştıkça alevlendirir, güçlendirir. İçten içe cinsel dürtüler uyandıkça kabarır, canlanır, aklı istila eder ve nihayet meydan hayvani duygulara kalır.
Bağımlılık yapan zevklerden kendimizi alıkoymak bizi daha güçlü kılmaz mı? Psikolojinin temelinde karakteristik özelliği ne olursa olsun iştahtan ne kadar kolay vazgeçiliyorsa o kadar doyum sağlanır demiyor mu?
''Aşkın insan hayatında çok önemli bir yeri vardır. Belli bir yaşa gelince, hızlıca yaşlanmaya başlayınca her şeyin boş sadece aşkın kaldığını fark ederiz!"
Elbette özgürlükten kastımız "kendimizi kontrol etmek". Dürtülerimizi, ahlaki duygularımızı ve de kendimizi tamamen kontrol edebilmeyi kastediyoruz. Gerçek özgürlük için kusursuz bir öz hakimiyet gerekir.
Dünya üzerinde tüm değerler gibi ahlaki özgürlük de siyasi özgürlük de uğraş vermeyi ve savunmayı gerektirir. Yoğun uğraşların, sebatın ve de becerilerin meyvesi olacaktır. Özgürlüğü hak etmeyen hiç kimse özgür olamaz. Özgürlük ne bir hak ne de bir olgudur, o bir ödüldür.