“Gençken sağlıklısındır, gücün kuvvetin yerindedir. Ama benim yaşıma gelmeyegör, hastalıktan başını alamazsın. Ayaklarım başıma dert, sidiktorbam rezalet. Geceleri altı yedi kere çişe kalkıyorum. Hoş, yaşlılığın faydaları da yok değil. Bazı sorunlar ortadan kalkıyor. Mesela, kadınlarla işin kalmıyor, muazzam bir şey bu.”
“Efendiden birine benziyordu; smokin, silindir şapka, siyah palto. Kaldırımda yalpalaya yalpalaya gidiyordu, ben de bindiriverdim herifçioğluna, bir kazadır oldu işte. ‘Önüne baksana, ulan!” demesin mi! Ben de, “Koca kaldırımı satın mı aldın?’ deyiverdim.”
“Winston, dişini sıkarak, “Asıl sorun, şu kapitalistler ve onlardan nasiplenen avukatlar ve rahipler; bu dünyanın efendileri kapitalistlermiş. Her şey onların çıkarı içinmiş. Sizler -sıradan insanlar, emekçiler - onların kölesiymişsiniz. Ne isterlerse yapabilirmiş size. Sığır sürüsü gibi bir gemiye doldurup Kanada’ya yollayabilirlermiş. Canları çekerse, kızlarınızla yatabilirlermiş. Dokuz kamçılı kırbaçlarla dövdürebilirlermiş.”
“Goldstein kaçmış, sırra kadem basmıştı… O dönemden sağ kalanlar, Jones, Aaronson ve Rutherford adında üç adamdı… Winston’ı en çok etkileyen Rutherford’du… Ağarmış, yağlı saçları yeleyi andıran, gözlerinin altı torba torba, yüzü kırış kırış, kalın zenci dudaklı, ızbandut gibi bir adamdı… Üç adam bir köşede, neredeyse hiç kımıldamadan, ağzını açmadan oturuyordu.”