Ulubatli Hasan

Ulubatli Hasan
@UlubatliHasan
Emekli Asker...
Tarihçe-i Hayat (Münacat)
"Ey Vacibü’l-Vücud! Ey Vahid-i Ehad! Bu harika yıldızlar, bu acaib güneşler, aylar, Senin mülkünde, Senin semavatında, Senin emrin ile ve kuvvetin ve kudretin ile ve Senin idare ve tedbirin ile teshir ve tanzim ve tavzif edilmişlerdir. Bütün o ecram-ı ulviye, kendilerini yaratan ve döndüren ve idare eden bir tek Hâlika tesbih ederler, tekbir ederler, lisan-ı hâl ile “Sübhanallah, Allahu ekber” derler. Ben dahi onların bütün tesbihatıyla Seni takdis ederim."
Sayfa 375 - Zehra Yayıncılık
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tarihçe-i Hayat (Münacat)
"...Evet gökler, sekeneleriyle, her biri tek başıyla şehadet ettikleri gibi, heyet-i mecmuasıyla derece-i bedahette, –Ey zemin ve gökleri yaratan yaratıcı!– Senin vücub-u vücuduna öyle zâhir şehadet.. –Ve ey zerratı, muntazam mürekkebatıyla tedbirini gören ve idare eden ve bu seyyare yıldızları manzum peykleriyle döndüren, emrine itaat ettiren!– Senin vahdetine ve birliğine öyle kuvvetli şehadet ederler ki, göğün yüzünde bulunan yıldızlar sayısınca nuranî bürhanlar ve parlak deliller o şehadeti tasdik ederler. Hem bu safi, temiz, güzel gökler, fevkalâde büyük ve fevkalâde süratli ecramıyla muntazam bir ordu ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir saltanat donanması vaziyetini göstermek cihetiyle, Senin rububiyetinin haşmetine ve her şeyi icad eden kudretinin azametine zâhir delâlet.. ve hadsiz semavatı ihata eden hâkimiyetinin ve her bir zîhayatı kucağına alan rahmetinin hadsiz genişliklerine kuvvetli işaret.. ve bütün mahlukat-ı semaviyenin bütün işlerine ve keyfiyetlerine taalluk eden ve avucuna alan, tanzim eden ilminin her şeye ihatasına ve hikmetinin her işe şümulüne şüphesiz şehadet ederler. Ve o şehadet ve delâlet o kadar zâhirdir ki, güya yıldızlar, şahid olan göklerin şehadet kelimeleri ve tecessüm etmiş nuranî delilleridirler. Hem semavat meydanında, denizinde, fezasındaki yıldızlar ise, muti neferler, muntazam sefineler, harika tayyareler, acaib lambalar gibi vaziyetiyle, Senin saltanat-ı ulûhiyetinin şâşaasını gösteriyorlar. Ve o ordunun efradından bir yıldız olan güneşimizin seyyarelerinde ve zeminimizdeki vazifelerinin delâlet ve ihtarıyla, güneşin sair arkadaşları olan yıldızların bir kısmı ahiret âlemlerine bakarlar ve vazifesiz değiller, belki baki olan âlemlerin güneşleridirler..."
Sayfa 374 - Zehra Yayıncılık
Din
Tarihçe-i Hayat (Münacat)
"Ya ilâhî ve ya rabbî! Ben, imanın gözüyle ve Kur’an’ın talimiyle ve nuruyla ve Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın dersiyle ve ism-i Hakîmin göstermesiyle görüyorum ki; semavatta hiçbir deveran ve hareket yoktur ki, böyle intizamıyla, Senin mevcudiyetine işaret ve delâlet etmesin. Ve hiçbir ecram-ı semaviye yoktur ki, sükûtuyla gürültüsüz vazife görerek direksiz durmalarıyla, Senin rububiyetine ve vahdetine şehadeti ve işareti olmasın. Ve hiçbir yıldız yoktur ki, mevzun hilkatıyla, muntazam vaziyetiyle ve nuranî tebessümüyle ve bütün yıldızlara mümaselet ve müşabehet sikkesiyle Senin haşmet-i ulûhiyetine ve vahdaniyetine işaret ve şehadette bulunmasın. Ve on iki seyyareden hiçbir seyyare yıldız yoktur ki, hikmetli hareketiyle ve itaatli musahhariyetiyle ve intizamlı vazifesiyle ve ehemmiyetli peykleriyle Senin vücub-u vücuduna şehadet ve saltanat-ı ulûhiyetine işaret etmesin!..."
Sayfa 373 - Zehra Yayıncılık
Din
Tarihçe-i Hayat
"...Hem, tebliğ-i risalette ve nâsı hakka davette o derece metanet ve sebat ve cesaret göstermiş ki, büyük devletler ve büyük dinler, hattâ kavim ve kabilesi ve amucası ona şiddetli adavet ettikleri halde, zerre miktar bir eser-i tereddüt, bir telâş, bir korkaklık göstermemesi ve tek başıyla bütün dünyaya meydan okuması ve başa da çıkarması ve İslâmiyeti dünyanın başına geçirmesi isbat eder ki, tebliğ ve davette dahi misli olmamış ve olamaz..."
Sayfa 352 - Zehra Yayıncılık
Din
Tarihçe-i Hayat
"...O zat (a.s.m.) öyle bir şeriat, bir İslâmiyet, bir ubudiyet, bir dua, bir davet, bir iman ile meydana çıkmış ki, onların ne misli var ve ne de olur. Ve onlardan daha mükemmel ne bulunmuş ve ne de bulunur... "
Sayfa 351 - Zehra Yayıncılık
Din