Bir şeyi - birini, bir duyguyu, bir bilgiyi - öyle uzun zaman beklersiniz ki karşınıza çıktığı anda donup kalırsınız. Boşluk boşluk olmaya o kadar alışır ki kendi kendine kapanmayı beceremez.
Biz o kadar uzak olduğunu zannederken, geçmişin bu kadar yakın olması ne tuhaf. Bir cümleden fırlayıp sizi çağırıvermesi tuhaf. Her bir nesne ve sözcüğün, bir hayalet barındırabilmeli tuhaf..