"Tanrı'ya şükürler olsan," diye fısıldadı. "Dualarımı bütün bu yıllar boyunca O'nun dualarımı duymadığını dü-şünmüştüm, ama meğerse O beni hep dinliyormuş, sadece O'nun iradesinin gerçekleşmesi için, O'nun zamanlamasını beklemek gerekiyormuş."
Söyleyecek başka bir şey yoktu, ne ona ne de diğerlerine. Hiçbiri gözlerimin içine bakamıyordu ve ben de onlardan yükselen husumet dalgasını hissedebiliyordum. Önceleri, bana gülüyorlar, cehaletimden ve yavanlığımdan dolayı Deni küçük görüyorlardı; şimdi de, bilgimden ve kavra-na yeteneğimden ötürü benden nefret ediyorlardı. Neden? anrı aşkına, bunlar benden ne istiyorlardı?