Karım ise elli iki yaşında ve tam aksine, onu ilk tanıdığım günkü kadar çekici geliyor bana. Bunu sesli olarak dile getirsem herhalde, “Douglas, bunlar sadece süslü laflar. Kimse kırışıkları
tercih etmez, kimse kır saçları sevmez,” derdi. Ben de cevaben,“Ama bunların hiçbiri sürpriz değil ki. Tanıştığımızdan beri yaşlanmanı izlemeyi bekliyorum. Neden rahatsız olayım ki? Benim sevdiğim şey yüzünün kendisi, yirmi sekiz yaşındaki ya da otuz dördündeki ya da kırk üçündeki hali değil. Ben o yüzü seviyorum,” diye karşılık verirdim.
Belki bunu duymak hoşuna giderdi ama sesli söyleme, fırsatı
bulamadım hiç.