Umay

Erkekler hala bu dünyaya hükmediyorlar ve bunun sonucu olarak da dünya yozlaşmış. Güç hala erkeklerde; hükümetleri ve medyayı erkekler kontrol ediyor, savaşları da daima erkekler başlatıyor. Erkekler, kadınları; hepimizi eşit gördüklerini düşündürtecek şekilde kandırdılar ama esas eşitlik, dünyanın her yerindeki tüm kadınlar için,içi boş bir hayal gibi. Bu adadaki kadınların canına tak etti."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Klasik A. Feeney. Buna rağmen her defasında şaşırtıyor
"Bizi üzen şeyler hakkında konuşmak zor olabiliyor," diyor. "Sizi buraya getiren şeyi tek kelimeyle açıklayarak başlayalım mı? Canınızı en çok sıkan tek bir şey." "Güven," diyorum birden. "Gayet güzel," diyor. "Bu kelimeyi söylerken aklınıza birisi geliyor mu?" "Kocam." "Ona artık güvenmiyor musunuz?" "Hayır, o bana güvenmiyor." Bunun üzerine kaşlarını çatıyor ve o kusursuz yüz ifadesi mahvoluyor. "Böyle hissetmenize sebep olan nedir?" "Ona yalan söylüyordum ve sanırım biliyor." "Ona ne konuda yalan söylüyorsunuz?" diye soruyor. "Her konuda."
Karım ise elli iki yaşında ve tam aksine, onu ilk tanıdığım günkü kadar çekici geliyor bana. Bunu sesli olarak dile getirsem herhalde, “Douglas, bunlar sadece süslü laflar. Kimse kırışıkları tercih etmez, kimse kır saçları sevmez,” derdi. Ben de cevaben,“Ama bunların hiçbiri sürpriz değil ki. Tanıştığımızdan beri yaşlanmanı izlemeyi bekliyorum. Neden rahatsız olayım ki? Benim sevdiğim şey yüzünün kendisi, yirmi sekiz yaşındaki ya da otuz dördündeki ya da kırk üçündeki hali değil. Ben o yüzü seviyorum,” diye karşılık verirdim. Belki bunu duymak hoşuna giderdi ama sesli söyleme, fırsatı bulamadım hiç.
Ben bunu daha farklı bir biçimde de ifade edebilirim, değil mi? Bazı insanlar bana çözülmemiş sorunlarımı gösteriyor. Beni güvenli bölgemden çıkarıyorlar oysa bazı insanlar da tam tersine odaklanmamı sağlıyorlar. Biriyle karşılaştığımızda üç farklı tutum sergileriz. Ya çok büyük bir çekim hissederiz ya baştan reddederiz ya da kayıtsız kalırız. Genellikle ilk iki tutum daha belirgindir. Bizde antipati uyandıran kişi kendimizde kabul etmekte zorlandığımız şeye işaret eder. Örneğin her şeyi bildiğini zanneden ve bana tepeden bakan insanlara tahammül edemeyişimi ele alalım. Belki de aşağılık kompleksimi çözümlememişimdir, benim de o kişiler gibi kolaylıkla benliğimi ortaya koyup fikirlerimi dayatabilmeyi istediğimi kabul etmekte güçlük çekiyorumdur. Veya rahat insanlardan hoşlanmadığımı düşünelim. Katılığım yüzünden kendi kendimi hapsettiğimi neden itiraf etmiyorum? Daha rahat bir insan olmayı isterdim ama almış olduğum eğitim buna engel oluyor. Birine duyduğumuz güçlü çekim de aynı biçimde işliyor. Karşımızdaki kişide bizi çeken şey, kendimizin embriyon halindeki bir parçasıdır. Geliştirmeyi arzuladığımız ancak henüz yolunu bulamamış olduğumuz şeydir, değil mi? İçimde yankı bulan şey, en derinimde arzuladığım şeyin bir ifadesidir. Saygı duyduğumuz kişiler genellikle hayatta bize örnek olan kişilerdir. O kişilerde bizi çeken şeyin bizim bir parçamız olduğunun bilincine vardığımızda, amacımıza ulaşmak için izlememiz gereken yolu da görmüş oluruz.
Sayfa 231·Kitabı okudu
"Başarısızlık yalnız egonun dünyasında vardır, zira ego yargılar,oysa hayatta öğrenmemizi ve gelişmemizi sağlayan şey, deneyimlerimizdir. Hayallerimize ancak zorlukları kabul ettiğimizde erişebiliriz. Sence bebekliğimizde bin kere düşmüş olmasaydık bugün yürüyor olur muyduk? Ancak defalarca düştükten sonra dengemizi bulmayı öğrenebiliriz. Bu başarısızlık değil, doğal bir öğrenim sürecidir."