Tarih, en canlı haliyle, fikirde gerçekliği merkeze alan bir eleştiri, iradede ise kendini gerçekleştirme çabasını ifade eden tahkik ameliyesinin, çözülen teorik ve pratik kalıpların yerini alacak geleceği haber verdiği yerde varlık kazanır.
Hafızasını kaybetmiş bir millete kim olduğu başkaları tarafından söylenir, bir tarih inşa edilerek nereden geldiği öğretilir ve nihayet nereye doğru gitmesi gerektiği telkin edilir. Hafızasını kaybetmiş milletlerin kimliği, tarihi, iradesi ve gelecek ufku tehdit altındadır. Hatırlamak, bu tehdide direnmenin en geçerli yoludur.
Denilebilir ki; tarihsel hafızasını kaybetmiş bir şimdi boş, şimdiye dönük bir ilgi ve meraktan mahrum tarihsel idrâk kör, gelecek tasavvurundan yoksun bir şimdi ise istikametsizdir.