Şimdi içim, sanki herkesin çekip gittiği, tek başına hasta yattığın, düşüncelerin net ve metalik tıkırtılarını çok açık biçimde işittiğin bir ev gibi sessiz ve boş.
Devlet( insanlık) birisini öldürmeyi yasaklamaktaydı ama milyonların yarı yarıya öldürülmesini yasaklamıyordu. Birisini öldürmek mesela, bir insanın yaşam süresinden 50 yıl çalmak suç ama insanlığın yaşam süresinden 50 yıl çalmak suç değil. Komik, değil mi?
Öyle hissettim ki eski Tanrı’ya ve eski yaşama galip gelen ben, sayısız neslin insanları değil de ben, yalnız benmişim. Bütün bunları ben kendim yaratmışım ve öylesine yüceyim ki çarpıp da duvarları, kubbeleri ve makineleri parçalayacağım diye parmağımı kıpırdatmaya çekiniyorum.