Ağlamaklı idi. Bir anda yapayalnız kalmış, umutlu dünya altından kayıp gitmişti. Yalnızlığını unutturan, yaşama gücü veren Kısrak’ın yüzüne bakacak hali yoktu. Utanıyordu sanki... Kederden yaralarının acısını unuttu. Boynu eğik, ıslak gözleri toprağa takılı kaldı. Bu hakaret yıllar yılı çektiklerine tuz biber olmuştu. Gücünün tamamını yitirmiş, sanarsın yaşayıştan el ayak çekmişti. Şu anda bir kurt çıksa kıpırdamaz: “ Gel beni yık, ye, tüket” diye seslenirdi.