Yılkı Atı

Abbas Sayar
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 10 dk.
Sayfa Sayısı:
112
Basım Tarihi:
Şubat 2026
İlk Yayın Tarihi:
1970
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789754374063
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·112 syf.··
2026 14. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 19:48
Abbas Sayar’ın Yılkı Atı adlı eseriyle yolum tamamen tesadüf eseri kesişti. Kuzenim, uzun bir aradan sonra yeniden okuma alışkanlığı kazanabilmek için kısa ve etkili bir kitap arayışındayken bu eseri almış; ben de bu vesileyle Yılkı Atı ile tanışmış oldum. Kitabı okumadan önce “yılkı” kavramına yabancıydım. Yılkı; artık işe yaramadığı düşünülen, bakımı masraflı görülen atların doğaya, çoğu zaman ölüme terk edilmesi anlamına geliyor. Abbas Sayar, romanında bu terk edilişi yalnızca bir atın kaderi olarak değil, insanın vicdanıyla yüzleşmesi olarak ele alıyor. Eser, bir zamanlar Üssüğün İbrahim’e pek çok yarış kazandırmış, gençliğinde köy halkının imrenerek baktığı Doru’nun hikâyesi etrafında şekilleniyor. Gücüyle ve hızıyla değer gören bu at, yaşlanıp yük olmaya başladığında yokluğun ve çaresizliğin gerekçesiyle yılkıya bırakılıyor. Roman, Doru’nun kışın en sert günlerinde, doğanın acımasızlığıyla baş başa kaldığı bu süreçte yaşadıklarını anlatırken; soğuk, açlık ve birliktelik içinde verilen bir hayatta kalma mücadelesini gözler önüne seriyor. Bu kış, insanoğlunun nankörlüğünün açıkça görüldüğü bir zamana dönüşüyor. Kitabı elimde olmasına rağmen aynı zamanda sesli olarak da dinledim ve iyi ki böyle yapmışım diyorum. Eserin büyük ölçüde Anadolu ağzıyla kaleme alınmış olması, anlatıya ayrı bir sahicilik katıyor. Seslendirmeyi yapan İsmet Numanoğlu’nun bu dili son derece doğal bir şekilde kullanması, metni daha da etkileyici hâle getiriyor. Yer yer gülümseten, yer yer insanın içini burkan bu anlatım, okuma sürecini oldukça keyifli bir deneyime dönüştürüyor. Yılkı Atı, atların yaşamı üzerinden insanın değer anlayışını sorgulatan; kısa olmasına rağmen etkisi uzun süre devam eden bir eser. Kapağını kapattıktan sonra bile insanın zihninde kalmayı başarıyor. Bu yönüyle,
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
Güzel günler tez unutulur!
9/10
·112 syf.··
2022 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2022 23:51
“Böylesine güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyor?” (Fyodor Dostoyevski)   İnsanoğlu, iyilik ve kötülük tohumlarını aynı anda içinde taşıyan bir varlık. Çocukluğundan itibaren yetiştiği sosyal iklime, soluduğu havaya, içtiği suya, birlikte olduğu insanlara, karşılaştığı tutum ve davranışlara göre bu özellikleri bir ağaç gibi boy atıp gelişiyor. Bu yönleri kimi zaman tatlı kimi zaman acı meyveler veriyor. Ve her insan içinde taşıdığı iyilik ve kötülük tohumlarını biyolojik ve sosyal genler vasıtasıyla nesilden nesile aktarıyor. • • • Nitekim bu yönüyle insanoğlu, birçok iyi vasfının yanında çıkarına düşkün, yararcı, bencil ve vefasız olma özellikleriyle sayısız hikâye, roman ve filme konu olmuş. İşte Abbas Sayar’ın “Yılkı Atı” da o kitaplardan biri. Sayar, “Yılkı Atı”nda insanların bu özelliklerini yılkıya, yani doğaya bırakılan Dorukısrak adında bir atın hikâyesi üzerinden anlatıyor bizlere. Bir Orta Anadolu köyünde geçen hikâyede atın sahibi Üssüğün İbrahim, bir zamanlar kendisine yarışlar kazandıran, tay veren, yıllarca yanında ayırmadığı bu atı, yaşlandığı ve işine yaramadığını düşündüğü bir dönemde hiç gözünün yaşına bakmadan doğaya bırakıyor. • • • En çok ilgiye, bakıma ve şefkate ihtiyaç duyduğu bir dönemde, hem de kışın ortasında sıcak yuvasından kapı dışarı edilen Dorukısrak, müthiş bir yaşam mücadelesi veriyor. Bir zamanların el üstünde tutulan, herkesin sahip olmak isteyip de etrafında pervane olduğu Dorukısrak’ın başına gelenleri gören köylüler, Üssüğün İbrahim’i eleştiriyor ve kınıyorlar. Ama o, bu eleştiri ve kınamalara aldırış etmeden sıcak yatağında yaşamına devam ediyor. Gerçekten de Sayar, Dorukısrak’ın yaşadıklarını öylesine gerçekçi bir şekilde resmediyor ki insan, “ah merhamet, ah vicdan, ah vefa nerdesin?” demekten kendini alamıyor. •
Edebiyat
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2021 21:26
Nail Abbas Sayar ve “Yılkı Atı” adlı romanı... Roman hakkında düşüncelerimi yazmadan önce yazarın hayatını kısaca anlatmak isterim. Bence bir sanatçının eserlerini iyi anlayıp yorum yapabilme yolundan biri de sanatçı hakkında bilgi sahibi olmaktır. 1923 yılında Yozgat'ta dünyaya gelen Nail Abbas Sayar, liseyi de bu şehirde bitirir. Yokluk yüzünden üniversite eğitimi alamaz. Yazım hayatına şiir yazmakla başlayan Abbas Sayar‘ın altı adet şiir kitabı yayımlanır. 1992 yılında bütün şiirleri “Boşluğa Takılan Ses” adıyla kitaplaştırılır. Yapıtlarında genellikle orta Anadolu’da yaşayan köy halkını, köy yaşantısını işler. Köylülerin yaşam koşulları, acıları ,yoksullukları eserlerinin konusu olmuştur. 1950 yılında ilk romanı Yılkı Atı’ını yazarak en gözde eserler arasında yer almasını sağlar. Adını bu romanla duyuran Abbas Sayar yine aynı romanla 1971 yılı TRT Roman Başarı Ödülünü alır. Kırk dört yıllık gazetecilik hayatında yüzlerce makale yazan Abbas Sayar resimle de ilgilenir. Ankara, Antalya İzmir ve Ayvalık’ta resim sergileri açar. Çok yönlü bir sanatçı olan Abbas Sayar, toplumsal olaylara duyarlı ve empati yönü oldukça güçlü bir sanatçı olduğu izlenimini uyandırdı bende. 1999 tarihinde aramızdan ayrılan Abbas Sayar’ın mezarı Yozgat’ta bulunmaktadır. Romanın konusu ve anlatımı oldukça ilgi çekici. Bu çekiciliğini bence anlatımı ile yakalıyor. Yöresel dili, köylülerin konuşma ağzı ile yazılmış olmasıyla birlikte, şiirsel anlatımı romana baştan sona kan vermiş, can vermiş. Romanı okumaya başlar başlamaz ayrı bir tadı ayrı bir havası olduğunu hemen seziyor insan. Roman alegorik bir anlatıya sahip. Yılkı atlarının hayatını anlatan bir belgesel film izler gibi okuduğum bir romandı. Romanda geçen konuşmaları, doğa tasvirlerini, yılkı atlarının o zor doğa koşullarındaki yaşam
İnceleme
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
9/10
·112 syf.··
2024 7. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2024 23:41
"Gençliğinde çok iyi bir at olan Doru Kısrak zamanla güçten düşer ve sahibi artık onu besleyemez. Çünkü bu ata verecek ne otu vardır ne de isteği. Hal böyle olunca Doru Kısrağı yılkıya bırakır. Ve başının çaresine bakmasını umar." Bu yılkı sürecinde Doru Kısrağın maceralarını okuduğumuz bu kitabı ben çok beğendim. Kesinlikle de öneriyorum.
1000Kitap
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
Spoiler içerir
3/10
·112 syf.··
2026 5. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 15:55
Bugün bitirdiğim Yılkı Atı kitabı hakkında bahsetmek istediğim çok şey var, başlayalımm. Öncelikle kitabın öznel yorumu, sonra nesnel gerçekler. Kitap asla bana hitap etmedi. Öylece geçip giden bir kitaptı ne üzdü ne de duygulandırdı yani beni. Kitapta çok gereksiz küfürler ve hakaretler vardı. Köylüler vesaire herkes kötü, sürekli arkadan kötü konuşmalar, hakaretler, küfürler ve lanet okumalar bana ‘keşke sadece atların koşmalarını okusaydık’ dedirtti açıkçası. Şimdi yine kısa yazamadım (başaramıyorum) ama size kitapta yaşanan her şeyden bahsedeceğim. Hikayemizin öncesi İbrahim adında bir adamın seneler önce bir tayı, yani atının yavrusu olmasıyla başlıyor. Yavru gittikçe güçleniyor ve yetenekleri gelişiyor. Yavrumuz ve başrolümüz olan bu atın adı Doru. İbrahim bey, Doru’nun yeteneklerini fark edince ona çok iyi bakıyor, yarışlara katılıp tüm atlara fark atarak para kazanıyor, atına kimseye elletmeyecek kadar fazla değer veriyor ve tabiri caizse Doru’nun toynağını sıcak sudan soğuk suya sokmuyor. Tabii yıllar ilerleyip Doru yaşlandığında ve artık eski çevikliği de kalmadığında araba çekmek gibi işler için kullanmayı düşünüyor İbrahim bey onu ama atımız ağır işlere hiç alışkın ve yatkın değil, hiç zorluk görmemiş bir prenses adeta. Tabii Doru’nun da bir yavrusu oluyor, aynı onun gençliği gibi çevik bir tay. Bu arada kitapta atlar konuşmuyor, atları anlatıyor ama üçüncü ağızdan. Neyse devam edelim. İbrahim bey, geçim sıkıntısından dolayı bir sürü hayvanı varken Doru’yu yılkılık yapmaya karar veriyor. Yılkılık, atların dar zamanda, çoğunlukla kış aylarında, doğaya bırakılması ve hayatta kalırlarsa geri alınması veya satılması gibi bir uygulama. Kitapta herkesin yaptığı bir şey bu, yani İbrahim bey de bir sıkıntı göremiyor bunda. Nitekim Doru gibi narin bir atın
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
Yılkı Atı
Puan vermedi·112 syf.··
2026 10. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 11:01
Öğretmenimin tavsiyesiyle yakın zamanda elime alıp okuduğum bir kitaptı Abbas Sayar’ın Yılkı Atı. Doğrusunu söylemek gerekirse, kitaba başlarken beklentim biraz daha farklıydı ama okuma sürecim beklediğimden biraz daha mesafeli geçti. Kitap, genel olarak çok beğenerek, elimden düşürmeyerek okuduğum bir eser olamadı maalesef. Hikayenin özü aslında çok derin ve etkileyici. Yaşlandığı, kışın ona bakmak masraflı geleceği için sahibi tarafından doğaya, ölüme terk edilen emektar bir atın (Dorukısrak’ın) hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Bu yönüyle bakıldığında insan doğasının ne kadar acımasız olabileceğini, vefasızlığı ve sadakatsizliği çok net yüzümüze çarpıyor. Dorukısrak’ın o sert kış koşullarında doğayla ve kurtlarla mücadelesi gerçekten iç burkan, insanı düşündüren bir dram. Ancak beni kitaptan biraz uzaklaştıran ve okurken zorlayan kısım kesinlikle yazarın dili ve anlatım biçimi oldu. Yazım dili bana biraz karmaşık ve ağır geldi. Dönemin, bölgenin yerel ağızlarına, eski ve yoğun kelimelerine fazlaca yer verilmiş olması okuma akışımı sürekli böldü. Cümlelerin yapısı ve anlatım tarzı o kadar katmanlı ve yerel ögelerle doluydu ki, hikayenin duygusuna tam anlamıyla konsantre olamadım. Kendimi konunun akışına bırakmak isterken, sürekli dilin o karmaşık yapısına takılıp kaldım. Ama tüm bu dil karmaşasına ve mesafeli duruşuma rağmen, kitabın bende bıraktığı o buruk hissi ve doğanın ortasındaki hayatta kalma direnişini kolay kolay unutamayacağımı biliyorum. Yazarın kelimeleri ne kadar ağır gelirse gelsin, bir canlının özgürlük ve yaşam uğruna verdiği o asil mücadeleyi içimde hissetmek, insana dair çok derin bir muhasebe yapmamı sağladı. Belki okurken yoruldum ama kitabın kapağını kapattığımda, Dorukısrak’ın o mağrur duruşunun ruhuma dokunduğunu ve bana çok
Edebiyat
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
Doru Kısrak
7/10
·111 syf.··
2021 12. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2021 21:28
Kitap, 1970 yılında yazılmıştır.Abbas Sayar'ın ilk romanıdır.100 Temel eserden biridir.Aynı zamanda 1971 de TRT Roman Başarı Ödülü almış bir kitaptır.Romanın anlatıcısı bir attır.Bu bile dikkat çekici olması için bir sebeptir.Bende bu vesileyle yola çıktım ve okumaya başladım.Ama kitaptaki anlatılan konu çok merak uyandıracak ya da çok ilgi çekecek, okudukça okumanızı sağlayacak bir konu ne yazıkki değil.Anlatım yer yer İç Anadolu yöresel ağzı oluyor.Bu kitaba bir doğallık katmış.Bunu usta yazarımız Fakir Bayburt ta eserlerinde biliyorsunuz çok kez yapar.Bu kısmı iyi.Ama dediğim gibi kitaptaki konu basit bi konu.Hemen bitiriyim de yeni kitaba başlayım modunda bitti. Romanın başkahramanı Dorukısrak adından bir at.Geçmişinde at yarışındaki başarıları ile birçok paralar kazandırdığı sahibi ilerleyen zamanlarda onun yaşlanması ve kendisine yük olduğunu düşüncesinden mütevellit doğaya salıyor.Atımız bu dönem içerisinde tayda doğurmuş ama yavrusundan da ayrılarak yaşamak onun zoruna gidiyor.Bir şekilde hayata tekrar tutunmaya çalışıyor ve iyi kişilerinde bi şekilde eline geçiyor.Kısaca atımızın hayatta kalma mücadelesi denilebilir hikayemiz. Jack London Beyaz Diş geldi biraz okurken benim gözümün önüne.Ama o kitapla arasındaki fark onda bir aksiyon macera vardı.Bunda az çok herşeyi tahmin edebileceğiniz şekilde ilerliyor konu.Gizem yok yani anlayacağınız.Sonuna kadar beklendiği gibi ilerliyor.Ama mutlu sonları hep bi severim orası da ayrı. Aynı isimle 1974 dizi de çekilmiştir.Doru Yılkı Atı isminde Trt Çocuk dizisi de mevcuttur.Bu kitaptan esinlenerek oluşturulmuştur. Kitabın yazarı doğma büyüme baba memleketi Yozgatlı olduğu için puanım 7. Daha da fazlası inanın kurtarmaz.
Edebiyat
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
Merhaba sevgili dostlar Bugün sizleri, edebiyatımızın kıymetli kalemlerinden Abbas Sayar beyefendinin 1970 yılında yazdığı Yılkı Atı ile selamlıyorum. Bu eser, yüzeyde bir atın hikâyesi gibi görünse de aslında Anadolu insanının hayat mücadelesine, doğa ile kurduğu ilişkiye ve insan ruhunun derinliklerine dokunan bir anlatı sunuyor. Sayar, yalın ama güçlü üslubuyla, okuyucuyu satır aralarına kulak vermeye ve hikâyenin içinde kendi yolculuğunu keşfetmeye çağırıyor. Satır aralarını dikkatle okuduğunuzda, yazarın ne dediğinden çok ne demek istediğini fark etmeye başlıyorsunuz. İşte o zaman, yazar ile gönülden gönüle sohbet edebilmenin kapıları aralanıyor. Bazen anlatmaktan çok, anlaşılır olmak önemlidir. Eserde, yaşlanıp güçten düşen bir atın, sahibinin gözünde artık bir yük hâline gelmesi ve doğaya terk edilmesi anlatılmış. Ancak bu sadece bir atın değil, aynı zamanda insanın da hikâyesidir. Gençlik, güzellik, güç, para, başarı, makam ve mevki… Hayat bize bunları cömertçe sunarken etrafımızda dostlar eksik olmaz. Ama ya bunlar elimizden kayıp gittiğinde? İşte Abbas Sayar, yılkıya bırakılan bir at metaforu üzerinden, insanın bu gerçeğiyle yüzleşmesini sağlıyor. Tıpkı şu sözde olduğu gibi: “Yağmur dinince şemsiye yük olurmuş insana…” Tıpkı menfaat bitince muhabbeti kesen insanlar gibi… çok acı… Yılkı Atı, Anadolu’nun sert coğrafyasında, doğayla mücadele içinde var olmaya çalışan insanların yaşamına ayna tutuyor. Açlık, yalnızlık, hayatta kalma çabası, sığınma ait olma arzusu. Her biri, yazarın güçlü tasvirleriyle içimize işliyor. Bu kitapta yalnızca bir atın değil, bir insanın, hatta insanlığın öyküsünü okuruz. Sadakat, vefa, zor zamanlarda yalnızlaşma, güçlünün yanında olma eğilimi gibi kavramlar satır aralarında kendini gösteriyor. 1971 yılında TRT Roman Başarı
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
7/10
·112 syf.··
2025 13. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2025 15:44
Abbas Sayar’ın Yılkı Atı kitabı, bence Türk edebiyatının en sade ama en derin romanlarından biridir. Görünürde bir atın hikâyesini anlatır, ama aslında insanlık, özgürlük ve doğayla uyum üzerine güçlü bir sembolik anlatımdır. Abbas Sayar’ın dili çok samimi, Anadolu insanının konuşma tarzını birebir yansıtır. Bu da kitabı hem gerçekçi hem duygusal yapar.Roman, yaşlı bir atın artık işe yaramadığı düşünülerek “yılkıya”, yani doğaya terk edilmesini konu alır. Fakat bu terk ediliş aslında bir özgürleşme hikâyesidir.Doru atın mücadelesi, hem yaşama tutunmanın hem de insanın doğaya yabancılaşmasının bir sembolüdür.İnsanların çıkar için canlıları nasıl gözden çıkarabildiğini eleştirir.Aynı zamanda Anadolu’nun sert doğasında, dayanıklılık ve özgürlük arayışını çok güzel işler. Kitap hem hüzünlü hem umut vericidir; çünkü terk edilen atın içgüdüleriyle hayatta kalma çabası insana kendi varoluş mücadelesini hatırlatır. Yılkı Atı, basit bir hayvan hikâyesi değil; insanın özgürlüğe, sadakate ve merhamete dair sınavını anlatan bir roman.
Alıntı
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
6/10
·112 syf.··
2024 1. kitabı
Dorukısrak isimli atın hayat mücadelesini anlatan bir kitap. Yazar şiveli bir dille konuşturduğu karakterleriyle köy hayatının doğallığını, samimiliğini her satırda hissettiriyor. Kitabı okumaya başlar başlamaz yazarın abartmadan yapmış olduğu betimlemeler ile yer ve mekan tasvirleri sanki Dorukısrak'ı tepeden izleyen bir kamera varmışta size oradan izletiyormuş hissi veriyor. Okunası bir roman.
Edebiyat
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma

Yazar Hakkında

Abbas SayarYazar · 21 kitap
Nail Abbas Sayar, 21 Mart 1923 tarihinde Yozgat’ta doğdu. 1941’de Yozgat Lisesi’ni bitirdikten sonra 1945 yılında evlendi ve İstanbul’a yerleşti. Dört dönem İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Türkoloji eğitimi aldı ancak eğitimini yarıda bırakarak Yozgat’a döndü. Bir süre çiftçilikle uğraştı. Yeniden İstanbul’a giderek matbaa kurdu, 1953’te Yozgat’a dönerek İstanbul’daki matbaasında 15 günde bir çıkarttığı gazeteyi Yozgat’ta yayımlamaya devam etti ve böylece şehrin Bozlak adlı ilk yerel gazetesini çıkarttı. Yozgat’ın Bozok ve İleri gazetelerinde çeşitli yazıları yayımlandı. Kısa bir süre politika ile ilgilendi. Yozgat Demokrat Parti müteşebbis heyeti kurucuları arasında yer aldı ama politikaya olan ilgisini kısa zamanda yitirdi. 11.07.1989 yılında Ayvalık Lisesi Edebiyat Öğretmeni Hanife Ender Sayar'la ikinci evliliğini yaptıktan sonra Ayvalık, Balıkesir’e yerleşti. Edebiyatın yanı sıra resim sanatı ile uğraştı. 1990’larda Ankara, Antalya, Ayvalık ve İzmir’de sergiler açtı. 04.08.1999’da yatağında uyurken, gece yarısına doğru fenalaşarak beyin kanaması geçiren Sayar, bir hafta sonra 12 Ağustos 1999 tarihinde-9 Eylül Ünv. Tıp Fakültesi-İzmir ’de hayatını kaybetti. Mezarı Yozgat’tadır. Abbas Sayar’ın bir oğlu vardır. Yozgat’ta askeri gazinonun bulunduğu bir sokağa adı verilmiştir Yazın Yaşamı   Yazmaya şiir ile başladı. Toplam 6 şiir kitabı yayımladı. Bu kitaplar çok dar bir çevrenin dışına çıkmadığından bugün bilinmemektedir. Ancak daha önce yayımladığı tüm şiirleri 1992 yılında derlenip Boşluğa Takılan Ses adıyla kitaplaştırılmıştır. 1999’da ölümünden sonra derlenebilen şiirleri ise Şiirler adıyla yayımlanmıştır. 1950’lerde roman türüne geçti. İlk romanı Yılkı Atı’nı yazdıktan yaklaşık on - on beş yıl sonra 1970’de yayımladı. Yılkıya bırakılan bir atın doğadaki yaşam savaşını anlatan ve arka planda köy halkının yoksulluğu ve çaresizliğini sergileyen roman daha sonra filme uyarlanmıştır. Yılkı Atı’nı yayımladıktan sonra ikişer yıl arayla romanlarını yayımlamayı sürdürdü. 1972’de yayımladığı Çelo, radyo oyununa (Nebahat Abla’yı Yitirdik adıyla)uyarlanmış; 1974’te yayımladığı Can Şenliği ise TV1'de dört bölümlük bir dizi film olarak gösterime sunulmuştur. Yazarın tek öykü kitabı Yorganımı Sıkı Sar 1976’da, Dik Bayır adlı romanı 1977’de yayımlandı. Takip eden yıllarda Tarlabaşı Salkım Saçak (1987, roman), Anılarda Yumak Yumak (1990, anı-roman), Boşluğa Takılan Ses(1991, şiir), Noktalar (1991, vecizeler) adlı kitaplarını yayımladı. Abbas Sayar’ın yapıtları köy edebiyatı kategorisinde değerlendirilir. Yapıtlarında genellikle Orta Anadolu’yu anlatır. Romanlarında Türk köylüsünün nasıl yaşadığını bilmek, öğrenmek ve yaşam koşullarını değiştirmek gerektiğini aydınlara ve politikacılara haykırır. El Eli Yur El de Yüzü adlı romanında ise politika ile uğraştığı dönemdeki anılarından yola çıkarak; 1954-1957 seçimlerinde Zağcıoğlu köyünün genel durumu, köylünün politikacılara bakışı; politikacılarla köy halkının birbirlerinden beklentileri nibir kara mizah örneği olarak gözler önüne serer.   Ödülleri   1971 - TRT Roman Başarı Ödülü, Yılkı Atı 1973 - TDK Roman Ödülü , Çelo 1975 - Madaralı Roman Ödülü , Can Şenliği 1987 - Yozgatlılar Dayanışma ve Kültür Derneği Şükran Plaketi 1992 - Yibitaş Holding - Erdoğan M. Akdağ - 50.Sanat Yılı Plaketi 1992 - Kültür Bakanlığı - Kültür Bakanı : D. Fikri Sağlar - 50.Sanat Yılı Plaketi 1992 - Yozgatlılar Kültür ve Dayanışma Derneği - 50.Sanat Yılı Plaketi 1992 - Gazeteciler Cemiyeti - Başkan : Osman Hakan Kiracı - Yozgat'ın İlk Gazetecisi Plaketi 1995 – Edebiyatçılar Derneği Onur Plaketi ve Altın Madalya Ödülü 1998 - Türkiye Yazarlar Sendikası - İzmir Kitap Fuarı 98 - Yazarlık Emeğine Saygı Plaketi 1998 - Türkiye Yazarlar Derneği Ödülü