Adı:
Yılkı Atı
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754374066
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Yılkı Atı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Yılkı Atı
Yılkı Atı
Yılkı Atı
Yılkı Atı
Yılkı Atı
"Güçlü hırslı bir at kişnemesi ovanın dört bir yönüne dağıldı. Dağınık düzen otlayan sekiz on at başlarını kaldırdılar ve kulaklarını diktiler. (…) İçlerinde güçlü kuvvetlileri vardı. Kimi kahra uğramış zavallı kimi yılkının alışığı…" "hesaptan düşülmüş defterden silinmiş" roman kahramanı Doru Kısrak’ın yılkıya bırakılma öyküsü ve Orta Anadolu’nun ağır kış doğasında yaşama mücadelesi halk dilinin zengin sözcük ve deyimleriyle işlenerek şiirsel bir anlatımla ölümsüzleştirilmiş eşsiz bir yapıt olan "Yılkı Atı"; Abbas Sayar’ın Sekili’de çiftçilik yaptığı yılların gözleminden yola çıkılarak yazılmış ilk romanıdır. 1971 yılında TRT Roman Başarı ödülünü alan çok geniş okur çevresi olan "Yılkı Atı" romanı bir kez daha okurlarla kucaklaşıyor.
120 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Güçlü ve güçsüz atların olduğu bir ovada bir tepecik de hayata kalmaya çalışan atları anlatıyor orta anadolunun soğuk havasindan bahseden halk dilli,köylü dilli ve deyimlerle anlatan kitap.(23.Sayfadan sonra sarmaya basliyo kitap.)
120 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yılkı Atı(1970; TRT Roman Ödülü-TV dizisi yapıldı)...


Abbas Sayar'ın hayatıyla anlattığı kitapları birbirine benzemektedir. Eserlerinde de Anadolu insanının sıkıntılarını anlatırken aydınları haberdar etmek ister.. Yılkı Atı da bu şekilde ele alınmış bir yapıt. Anadolu insanının yoksulluğunu gösterir. Günlük hayattaki diyaloglara yer verilmiştir. Sosyal gerçekçiliğe yakındır. Sayfa sayısının az olmamasından mütevellit kolayca bitirebileceğiniz bir kitap. Belki bazı diyaloglar ilk başta zorlayabilir ama normal derecede. Ve akıcı bir anlatımı var. Yazarın okuduğum ilk kitabı, pek tanımadığım bir isimdi. Kitabını okuyup biraz anlatmak istediklerini inceleyince eserini farklı açılardan görme fırsatını yakaladım. Eseri tezli saplantılardan uzak ve oldukça samimi.
120 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Köylülerin davranışlarını, birbirlerine olan tutumunu, hayvanlara, atlara, Dorukısrak’a olan bakış açılarını anlatan güzel bir kitap. Sahibi İbrahim’in acımasızlığını, atına karşı olan çıkarcı ruhunu ve yılkıdan dönen atının ona verdiği dersi çok iyi anlıyoruz kitapta. Tabi İbrahim bunu göremediği gibi (spoiler sayılabilir) kitabın sonunda da atına, atının tayına sövüyor. 120 sayfada İbrahim’e verdiği dersi İbrahim göremese de biz okurlara ibret oluyor. Okumanızı tavsiye ederim.
112 syf.
*YILKI: Başıboş bırakılmış at veya eşek. (TDK)

Bir zamanlar bulunduğu ahırın sahibine uğur getirip kazanç sağlayan bir kısrağın (Doru) artık sahibine kazanç sağlamayıp aksine onu masrafa sokmasıyla birlikte yılkıya bırakılmayla birlikte başından geçenleri anlatan hüzün dolu bir eser.

Okurken gerçekten de Doru'nun başından geçenlere üzülüyor insan. Şunu söylemekten alıkoyamıyor kendini: İnsanoğlu zaten hep böyledir; faydan varsa senden iyisi yoktur, faydan yoksa senin de yok olman gerekir. İlk başlarda okurda oluşan üzüntü, gelişen olaylar çerçevesinde kitabın sonuna doğru 'oh, çok iyi oldu' dedirtiyor. Kitap Anadolu'daki köy insanının 70'lerdeki halini yansıtma açısından da gayet başarılıdır. (Ötüken Yayınları, 27.Baskı)
120 syf.
·Puan vermedi
İlk bakışta duygulu bir hayvan hikâyesi; ama sadece o kadar değil. Hayvanların, yaşadıkları ortak şeyler.. Yerel ağız özellikleri ve duyguları kullanılarak yazılmış, gerçekçi bir eser. Toplumsal dayanışmadan yoksun,kendi çıkarlarını düşünen ve bencillik olan gerçek bir hikaye..
Ben beğendim, siz de okumalısınız.
120 syf.
·2 günde·9/10
Yine uzun zamandır elimde olup da okuyamadığım eserlerdendi Yılkı Atı. Yine geç kalmışım dediklerimden oldu. Öylesine yerel, doğal bir dil ki harika. Beklentimin üstünde olduğunu söylemekten geri kalmayacağım. Betimlemeler falan gayet muazzam. Bana Jack London'un Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş gibi hayvanların gözünden anlatılan eserleri anımsattı. Hayvanlarında duyguları olduğunu anlatan güzel bir eser. Yılkı atlarını ve eskiden köylerde yılkıların geliştirilimesi, eğitilmesi ve köy yaşantısını göz önüne sermiş yazar. Kışın gelişini, kurtlarla vahşi atların savaşmasını, kavgalarını çok güzel dille anlatmış.
Tüm bunlar anlatılırken insanlara ait davranışlar, insanların hayvanlara ve dünyaya bakış açısını yansıtmış yazar. Anadolu'da hayvanlara yapılan eziyetlerden de tam tersine bir evlat gibi bakıp yetiştirmekten de söz etmiş. Gerçekten etkileyici ve bir çırpıda okunabilecek bir eser. Tavsiye ederim.
120 syf.
·Beğendi·10/10
Yılkıya bırakılan bir atın mücadelesi... Belki vefa belki sadakat belki de çaresizlik adı. Nasıl da güzel ve etkileyici anlatmış Abbas Sayar.
120 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Abbas Sayar’ın Yılkı Atı uzunca bir hikâye. Yılkı at, başıboş bırakılmış at demek. Yazar ustaca, bu konuda hiçbir şey bilmeyen okuyucusunu aydınlatıyor. Üç türlü olurmuş yılkılıkları: İki türlüsü can yongası, bir türlüsü gözden çıkmışı, hesaptan düşülmüş, defterden silinmişi…

Abbas Sayar'ın  Yılkı Atı'nı okurken Anadolu buram buram yanı başımda kokmaya başladı. Yaşar Kemal tatı da vermesi ayrı bir tat. İmgesel anlatımla insanlara gönderme yapan bir eser. Nankörlük, sadakat, özlem, ayrılık, yalnızlık ve tek başına güçlü olmak hepsi birbiri içinde eriyip gitmekte. "Öldürmeyen her darbe güçlendirir." Yılkınınnl hikayesi tamda burada başlamakta.

Bir atın gözden düştükten sonra kış vakti tek başına yılkıya bırakılması ne acı. İnsan o sayfaları okurken kendini çok kötü hissetmekte. 1970'li yılların Anadolu'suna baktığımızda bu durum o dönem için yaygın bir görüş. Ama ne olursa olsun okurken insan kabullenemiyor. Kitabın anlatımına gelirsek :

Romanın ana karakteri olan Dorukısrak dünyaya geldikten sonra oldukça güçlü ve hızlı bir at olur. Yarışlara katılır ve hepsini kazandırarak sahibi İbrahim’i mutlu eder. İbrahim de en sevdiği atını kimseye satmaz. Fakat zaman Dorukısrak’ı da etkiler ve yaşlandıkça at gücünü ve hızını kaybetmeye başlar.

Dorukısrak artık gözden düşmüş ve İbrahim’in beklentilerine cevap veremez olmuştur. Çetin kış kapıda ve hayvan yemi az olunca kısrağın gitmesi en doğrusu olacağına karar verir. Atın artık yılkıya gönderilme zamanı gelmiştir ve oğullarını görevlendirerek atı uzak bir tepeye götürüp bırakmalarını ister. Fakat Dorukısrak evin yolunu bulur ama bir türlü ahırın kapısını açamaz. Onu gören İbrahim kızar ve atı tekrar uzaklara gönderir. Ama Dorukısrak yine geri döner. Bunun üzerine İbrahim daha da kızar ve Dorukısrak’ı bir güzel döver.

Dorukısrak artık bir evi olmadığını anlıyor ve oradan uzaklaşmaya karar veriyor. Bu sırada da kendi gibi yılkıya bırakılan dişi at Çılkır ile tanışır. İkili bundan sonra birbirine destek olmaya karar verir ve yollara birlikte düşerler. Zamanla diğer yılkıya bırakılmış atlar ile de tanışırlar. Kışın gelmesi ile birlikte at sürüsüne kurtlar saldırır, atlar bu saldırıyı geriye püskürtürleer. Kış ile birlikte açlık başlıyor ve atlar bitkin düşmeye başlıyor.

Açlıktan dolayı iyice hastalanan ve bitkin düşen Dorukısrak at arabası izlerini görüyor ve bu izleri bir umutla takip ederek köye kadar iner. İlk gördüğü ahıra sığınmaya çalışıyor fakat kapısını yine açamıyor. Atın halini gören Hıdır Emmi atı himayesine alır ve ona kış boyunca bakmaya başlar. At sürüsüne yine kurtlar saldırır ve Çılkır bu saldırıda ölür. Bundan habersiz olan Dorukısrak tüm kışı iyileşerek geçirir.

Baharın gelmesi ile birlikte İbrahim Dorukısrak’ı bulmak için yollara düşer. İbrahim ovada Dorukısrak’ı bulunca tayı da annesinin yanına gönderir. Böyle yaparak kendince Dorukısrak’ı geri getirebileceğini düşünür lakin Dorukısrak tayıyla birlikte koşarak kaçmayı başarır. Bunun üzerine İbrahim daha da sinirlenir ama elinden bir şey gelmez. Tüm aramalarına rağmen bir daha Doğukısrak’ı ve tayını bulamaz.
120 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Kitabın sonlarına doğru deyim yerindeyse ''içimin yağları eridi''. Bıyık altından kıs kıs güldüm. Hayvan emeğinin sömürülmesine oldum olası karşıyımdır. Bu sebeple kitap daha da ilgimi çekti. Aslında biz insanların ne kadar çıkarcı olduğunun temsili bir hikaye. Bu eseri okumadan önce yılkılığın ne olduğunu vb. gibi konular hakkında hiç bir fikrim yoktu. Okuyarak bunları da öğrenmiş oldum. Dil konusunda biraz zorlansam da, bir solukta okuyuverdim. Benim için musmutlu bir sonla da bitmiş oldu. Ayrıca romanın iç anadolunun hangi köyünde geçtiğini bilen veya bu yönde bir tahmini olan varsa beni bilgilendirir ise çok sevinirim.
120 syf.
·3 günde·7/10
Bir zamanlar sahibinin göz bebeği olan, sürekli yarışlar kazanan Doru Kısrak yaşlanınca sahibi tarafından yılkılığa bırakılmıştır. Yılkılığa bırakıldıktan sonra Doru'nun yaşadığı duygu ve düşünceler ustalıkla kaleme alınmış.
Kitabın kahramanının bir at olması diğer kitaplardan farklılığını ortaya koyuyor bence.
120 syf.
·Beğendi
ülkemizde hayvana verilen değer o yıllarda bile ortada çalıştır en verimli zamanında kullan hayvan yaşlanınca kurda yem etmek üzere dağlara ovalara sür gitsin hatta kışın gönder yazın git bul hayvanı kışa kadar çalıştır yada bir çoğunun yaptığı gibi silahla vur yazık!!!!!
Hoş bir nisan sabahıydı yine. Güneş, kepçe kepçe umut dağıtıyordu.
Abbas Sayar
Sayfa 108 - Ötüken Neşriyat
Her yöne çileli bir akşam indi. Fırtınanın azgınlığı artıkça arttı. Yer gök olmuştu. Gökyüzü zulum kusuyordu. Çok geçmeden yel ıslığını ulumaya çevirdi.
Abbas Sayar
Sayfa 78 - Ötüken Neşriyat
Sanki yüreğine kürek kürek hayat atıyorlar, dirilik atıyorlardı...
Abbas Sayar
Sayfa 23 - Ötüken Neşriyat
Nasibi tükendi ise, önüne arpa kırması doldursan, altına kuştüyü yatak sersen geberip gider. Yook, nasibi varsa, değil yılkı, kırk yıl aç sefil bıraksan kılı kıpırdamaz.
Abbas Sayar
Sayfa 60 - Ötüken Neşriyat

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yılkı Atı
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754374066
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Yılkı Atı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Yılkı Atı
Yılkı Atı
Yılkı Atı
Yılkı Atı
Yılkı Atı
"Güçlü hırslı bir at kişnemesi ovanın dört bir yönüne dağıldı. Dağınık düzen otlayan sekiz on at başlarını kaldırdılar ve kulaklarını diktiler. (…) İçlerinde güçlü kuvvetlileri vardı. Kimi kahra uğramış zavallı kimi yılkının alışığı…" "hesaptan düşülmüş defterden silinmiş" roman kahramanı Doru Kısrak’ın yılkıya bırakılma öyküsü ve Orta Anadolu’nun ağır kış doğasında yaşama mücadelesi halk dilinin zengin sözcük ve deyimleriyle işlenerek şiirsel bir anlatımla ölümsüzleştirilmiş eşsiz bir yapıt olan "Yılkı Atı"; Abbas Sayar’ın Sekili’de çiftçilik yaptığı yılların gözleminden yola çıkılarak yazılmış ilk romanıdır. 1971 yılında TRT Roman Başarı ödülünü alan çok geniş okur çevresi olan "Yılkı Atı" romanı bir kez daha okurlarla kucaklaşıyor.

Kitabı okuyanlar 1.183 okur

  • Furkan Çalık
  • Duygu Dursun
  • hakanmakan
  • M. Hanifi ERCOŞKUN
  • Rûhilal
  • Mevlüt Bulat
  • Emre Kekilli
  • Reyhan KANDEMİR
  • Muhammed İkbal
  • D.F.B

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.9
14-17 Yaş
%10.1
18-24 Yaş
%28
25-34 Yaş
%31.1
35-44 Yaş
%16.7
45-54 Yaş
%7
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.4
Erkek
%32.5

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.4 (62)
9
%15 (48)
8
%27.5 (88)
7
%21.3 (68)
6
%7.2 (23)
5
%1.6 (5)
4
%2.2 (7)
3
%0.9 (3)
2
%1.3 (4)
1
%1.3 (4)

Kitabın sıralamaları