Merhaba sevgili dostlar
Bugün sizleri, edebiyatımızın kıymetli kalemlerinden Abbas Sayar beyefendinin 1970 yılında yazdığı Yılkı Atı ile selamlıyorum. Bu eser, yüzeyde bir atın hikâyesi gibi görünse de aslında Anadolu insanının hayat mücadelesine, doğa ile kurduğu ilişkiye ve insan ruhunun derinliklerine dokunan bir anlatı sunuyor. Sayar, yalın ama güçlü üslubuyla, okuyucuyu satır aralarına kulak vermeye ve hikâyenin içinde kendi yolculuğunu keşfetmeye çağırıyor.
Satır aralarını dikkatle okuduğunuzda, yazarın ne dediğinden çok ne demek istediğini fark etmeye başlıyorsunuz. İşte o zaman, yazar ile gönülden gönüle sohbet edebilmenin kapıları aralanıyor. Bazen anlatmaktan çok, anlaşılır olmak önemlidir.
Eserde, yaşlanıp güçten düşen bir atın, sahibinin gözünde artık bir yük hâline gelmesi ve doğaya terk edilmesi anlatılmış. Ancak bu sadece bir atın değil, aynı zamanda insanın da hikâyesidir. Gençlik, güzellik, güç, para, başarı, makam ve mevki… Hayat bize bunları cömertçe sunarken etrafımızda dostlar eksik olmaz. Ama ya bunlar elimizden kayıp gittiğinde? İşte Abbas Sayar, yılkıya bırakılan bir at metaforu üzerinden, insanın bu gerçeğiyle yüzleşmesini sağlıyor.
Tıpkı şu sözde olduğu gibi:
“Yağmur dinince şemsiye yük olurmuş insana…”
Tıpkı menfaat bitince muhabbeti kesen insanlar gibi… çok acı…
Yılkı Atı, Anadolu’nun sert coğrafyasında, doğayla mücadele içinde var olmaya çalışan insanların yaşamına ayna tutuyor. Açlık, yalnızlık, hayatta kalma çabası, sığınma ait olma arzusu.
Her biri, yazarın güçlü tasvirleriyle içimize işliyor. Bu kitapta yalnızca bir atın değil, bir insanın, hatta insanlığın öyküsünü okuruz. Sadakat, vefa, zor zamanlarda yalnızlaşma, güçlünün yanında olma eğilimi gibi kavramlar satır aralarında kendini gösteriyor.
1971 yılında TRT Roman Başarı