SPOİLER İÇERİR
john Steinbeck'in üslubunu ve kurgu yeteneğini seviyorum. Kitaba Gazap Üzümleri yerine Gazap Pamukları veya Gazap Şeftalileri de diyebilirdi ama açlıktan ölmeden görüp görmediklerini hiç bilemediğimiz beklenen bağ bozumuna ithafen Gazap Üzümleri en manidarı olurdu tabiki de.
Devletin de işbirliğiyle teknolojinin getirdiği tekellik ve binlerce bankanın peydah olarak kurduğu mafyavari düzenin sonucunda topraklarından olan ortakçıların (kiracılar) yeni bir yaşam umuduyla yollara düşmesini ve en dibe kadar düşen yoksulluklarını anlatan bir kitap Gazap Üzümleri. Eski Papaz Casy karakteri ile zaman zaman dini sentezlerle, ailedeki en güçlü karakter haline gelip evin direği olan Anne'nin sosyolojik tespitleri ve Tom'un da yorumlamaları ile de güzelce baharatlamış yazar kitabı. Kitaba kafası karışık eski papaz Casy'nin ahlaki ve dini sorgulamaları ile başlıyorsunuz. ''Ne günah diye bir şey var, ne de sevap diye...Yalnızca millet ne yapıyorsa o var. Hepsi aynı bütünün bir parçası. Yaptıklarının bazıları güzel bazıları çirkin ama bu konuda tek diyebileceğimiz bu kadar.''
Şartlı tahliye ile hapisten çıkan Tom ailesini buluyor ve hep birlikte Florida'ya doğru umuda yolculuğa çıkıyorlar. Yolculuk boyunca şartlar zorlaştıkça Anne aile içerisinde güçlü bir karaktere bürünerek karar mercii haline geliyor. Yolculukta ayrıca kendinden olanın karşılık beklemeden elindeki bir ekmeği bölmesi ve paylaşması işleniyor. Aynı zamanda yabancıya istilacı gözüyle bakılması ve korkuyla gelen nefretinde örneklerle altı çiziliyor. Okiler...Oklahamadan gelenlerin hepsine söylenen lakap. Nefretle, küfür gibi...Bizdeki yol kenarında konaklayan tüm mevsimik işçi, dilenci ya da bohçacı yabancılara nefretle ''Çingene'' dememiz gibi...
Florida'ya vardıklarında beklediğimiz gibi her şey