İstanbul sahiden bitmişti. Toplumun dibindeki adamlar değil, hepimizin ortak vurdumduymazlığı,ortak acımasızlığı,ortak cahilliği bitirmişti bu şehri. Ama hala kalıntılarıyla beslenip duruyorduk işte, dişleri için öldürülen bir filin devasa gövdesini didikleyen akbabalar gibi …
Biliyor musunuz Avrupa’da en çok alışveriş merkezi inşa edilen şehir burası. Peki çocuklarımızın nefes alabileceği kaç parkımız kaldı? Kaç yeni müze açıldı? Kaç yeni kültür merkezi? Bu sadece bir bina yapımı değil Nevzat Bey , bir yaşam biçimi dayatması. Nasıl ki Osmanlılar bu kenti aldıklarında külliyeler kurduysa,uluslar ötesi şirketlerde kendi amaçlarına ulaşmak için bu tür merkezler açıyorlar. Bilirsiniz , külliyeler camileri,medreseleri,kütüphaneleri,hastaneleri,konuk evleri,aş evleriyle bir tür kültürel hizmet kurumuydu.Oysa markaların , alışveriş merkezlerinin tek derdi para ve daha çok kar. İstanbul’un tarihiymiş , kültürüymüş , güzelliğiymiş kimsenin umrunda değil. Durmadan turistik oteller yapıyorlar ,çirkin köprüler , iğrenç gökdelenler.:: Tek dertleri daha çok rant , daha çok vurgun , daha çok avanta ….
Kapitalizmden söz ediyorlardı diye açıklık getirdi. Naif bir yorum tabi. Yeni din dedikleri paraydı, tapınma derken ticareti,tapınak olarak ta alışveriş merkezlerini kastediyorlardı.
Ben örgüt fobisi olan şu aptallardan değilim . Aksine her insan en az bir düzine örgüte üye olmalı. Devletin bu kadar güçlü olduğu bir memlekette bireyin kendini başka türlü savunma şansı yok. İnanın başımıza ne geliyorsa insanların örgütsüz olmasından geliyor. Benim karşı çıktığım,yeterince okumadan , anlamadan , dinlemeden kendini siyasi bir örgüte adamak.
NAh kurtulursun bu hayattan. Öyle piyango bize vurmaz.Anlamadın mı lan taş kafa? Bizim kaderimiz mühürlü oğlum mühürlü. Bugün mutluluktan müebbet yesek,yarın af çıkar. Televizyon kamerası kim sen kim ? Artist olacakmış ….