Yaşlılıkta, çoğu durumda, beden ve zihin aynı zamanda çökmüyordu. Genellikle bunlardan biri daha geç kalıyordu. Hangisinin önce çökmesi daha iyidir gibi trajik bir sorunun cevabını bugün tam olarak öğrenmiştim:
Önce zihin çökerse insan daha mutlu ölürdü.
Niye hiçbir sokağın, caddenin, meydanın, köyün adı aynı kalmıyor, sürekli değiştiriliyordu acaba? Tarihten kaçmak için mi? Her şeye sıfırdan başlamak için mi?
Haline şükrü unutmuşsa insan:
az da bir, çok da bir.
Merhamet elini tutmamışsa vicdan:
zalim de bir, mazlum da bir.
Bildiği ile amel etmemişse dimağ
alim de bir, cahil de bir.
Samimiyetten nasibini almamışsa akıl:
akil de bir, mecnun da bir.
Mevlâna