UmutAli

UmutAli
@UmutAli1
"Karınca yükünü, fil çekmez oldu."
"Emniyet Müdürlüğüne getirildiğinin kaçıncı günüydü, kendisini bu hücreye attıklarında? Çıkabilmenin olanağı yok. Hücrede şimdi beş kişiler.Bazen altı kişiyi buldukları da oluyor. Tıkış tıkış. İşte o zaman dönecek yer kalmıyor hücrede. Herkes iç içe. Nicedir bu hücrede değişmeyen iki kişi de, bu çocukla kendisi. Bir gün akşama doğruydu, getirip atıvermişlerdi hücreye bu çocuğu boş bir çuval gibi. Ötekiler, nedense durmadan değişiyor. Kimler gelmedi, kimler geçmedi...Hele geçen günkü o üç kişi...Arkadaşlarmış. Hücreye girer girmez üçü de birden sigara içmeye kalkışmaz mı? Sigara dumanından hücrede göz gözü görmez olmuştu bir anda. Üstelik şimdiki gibi cehennemi bir sıcak. İşte gene bu oğlan atılıvermişti çocukça bir işgüzarlıkla. "Ağbiler" demişti, "Hücremizin de yasaları var. Yazısız yasalarımız var yani. Örneğin bu yasalara göre, hep birlikte sigara içmek yok. Sigara içmeyi de bir sıraya bindiriyoruz. Biri içerken, ötekiler içmiyor." Ne garip, demek hücreyi de sahipleniverebilirmiş insan. Malı belleyebilirmiş...Birazdan da o avukatın yanına gider. Dizinin dibine çöker. Bu kez ona başlar anlatmağa. "Ağbi sahi bana ne ceza verebilirler?""
Reklam
"O çocuk, gene burnunun dibine sokulmuş, belki bininci kez; - Ağbi diyor pısır pısır, sahi bana ne ceza verirler? İnan, bildiri filan dağıtmadım. Polisler basıverdiler üniversite bahçesini, topladılar getirdiler. Doğru, birileri bildiri dağıtmış ya, vallahi ben dağıtmadım. Ama anlatabilirsen anlat. İlle de sen Türkiye Halk Kurtuluş Ordusunun erisin diye tutturdular. Bildiri dağıtırken yakalandın diyorlar. Biz iki arkadaş ders çalışıyorduk bahçede ağbi. Solcuyum evet ama, polislerin geldiğini gördüğümüz halde kaçmayışımızdan belli değil mi suçsuzluğumuz? İlk günü falakaya da yatırdılar, ama gene de kabul etmedim tabii. İmzaladım hazırladıkları tutanağı. Lakin ikinci gün...Dayanamadım ağbi. Arkadaşım da dayanamamış, imzalamış. Gösterdiler. Acaba ne ceza verirler bana ağbi? Hıı? Kaç yıl hapis yatarım?"
- Yaşasın 1 Mayıs Emekçi Bayramı! sloganının yükselmeye başlandığı zaman, bizim grup henüz üniversite önündeydi. Askeri bandonun davulları bastıramıyordu bu sesleri. Saflarimiz daha da sıklaşmıştı, kol kola tutunarak Botev' in ölümsüz şarkısını başladık söylemeye. "Ölmez, düşen özgürlük savaşında, Yasını tutar onun gök ve yer..."
Sayfa 70·Kitabı okudu