Kendisi olamadan başkası olmaya biçimlendirilen benlik bulamazdı.
"Geçtigi her bölgeyi takma adlarla dolanan Fırat" gibi şaşkın,
"Kendi sularina boğulan Murat gibi muratsız" kalışım bundandı.
Diyecek söz bulamayınca Şirazî'nin son sözlerine başvurdun.
"Bir ömür daha gerek bu hayattan sonra. Çünkü sadece umut etmekle geçti bu hayat."
O sırada tren hareket sinyali verdi. Akdenizli uzanıp ellerini boynuna dolarken kulağına fısıldadı:
"Yaşadığının değerini bilmeyen, başka bir hayat ummasın!"
Günün birinde yerkürenin herhangi bir yerinde yollarımızın yeniden kesişmesini dilerim.
Bu hayattan öte bir hayat daha olsaydı, o hayatta da seninle karşılaşmayı beklerdim.