Bazen herşey karmaşık ve sisli görünebilir ancak ışık mutlaka sızacak bir aralık bulur.
Öyle aydınlatıcı bir zamandan geçiyoruz ki dost-düşman iyi-kötü tamam-devam samimi-değil herşey netleşiyor.
9 Haziran
Mucize kapında..
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tüm kaybetme korkuların kendini bir şeylerin sahibi zannetmenden dolayıdır. Oysa hepsi zaten geçicidir ve senin değildir. Günün birinde hepsini bırakacağın, hatta bu hayatı da, bedeni de, bu canı da terk edip gideceğin aşikâr iken hepsinin sahibi olduğun sanrısına yapışıp kalman niyedir?
Sahiplenmek yerine sahip çıkmayı hatırla.
Hiçbirinin sahibi değilsin, hepsi sana emanet sadece... Sahip çık ve değerini bil...
Sahip çıkmak esnektir. Ancak sahiplenmek katıdır ve korkuyu doğurur.
Hayatın içinde cennetini de cehennemini de anbean sen oluşturursun.
Kendinle barışabildiğin ölçüde hayatındakilerle barışırsın.
Korku bir koruyucu da olabilir bir yok edici de. Sonuçlar korkunun dozuna göre değişir. Doğru dozda alınan korku, insanın hayatında bir koruyucu unsur sayılabilir. Aşırıya kaçıldığında ise onu güzelliklerden, keşiflerden, iyiliklerden, tekâmüle taşıyacak deneyimlerden mahrum da bırakabilir. Çaresiz, güçsüz ve kapana kısılmış kılabilir.
Yaşadığımız çağda derin mutsuzluklar hissetmemize ve acı çekmemize yol açan şeylerden biri bilgidir yolcu.
Burası çok önemli.
Çok bilgi mutlu etmez, acı verir.
“Ben biliyorum” demek insanı katılaştırır. Öğrenme ve keşfetme esnekliğini elinden alır.
İnsan “biliyorum” sandığı için yeni bir şey öğrenmeye ihtiyacı olmadığınıdüşünür. Öğrendiği şeye tutunup kalır ve bir noktada artık kendi bilgisine tapmaya başlar. Dolayısıyla bilgiye tapmak, derin bir cahillik sürecini de başlatır.
Bebeklikte insan bedenin yüzde 85’i sudur. Yaş ilerledikçe suyun oranı yüzde 60’lara kadar azalır ve insan giderek sertleşir, katılaşır. Bir bebeğin ya da bir çocuğun içinde yaşadığı dünyayı keşfetme, öğrenme ve coşkuyla yeniye ilerleme arzusu zamanla “Ben zaten bunu biliyorum, daha önce yaşadım, bunun gibisini çok gördüm” zannıyla duyguda, zihinde ve bilgide sertleşip katılaşma yaratıyor. Böylece hayatla alışveriş de kesiliyor.
Oysa her yaşın içinde, her yaşın kendine özgü bilgisiyle hayatta var olabilmenin zenginliği yatar. Buna rağmen bazen çocukluk ve gençlik yaşlarında bile kendini kuru bir ihtiyara dönüştürenler olabiliyor.
Korkuların sonu yok yolcu!
Yolun bu ilk adımında senden beklenen şey, korkularının hapishanesinden çıkmandır. Korkuyu lehine kullanabilme becerini hatırlaman ve geliştirmendir.