"Her gün bir temiz kalbe daha, tertemiz kelimelerle ulaş-mak olmalı muradımız. Açıkçası bugün, 'edebiyatsız edebiyat' ya da 'edebiyat dışı' diye adlandırılabilecek bir tutum ya da tür ortaya çıktı. İnsanlar, doğallık ve 'yaşantısallık' diyerek kendi ilişkilerini anlatan 'sözde' romanlar, öyküler, anlatılar yazıyor ve bunu edebiyat diye ortaya sürüyorlar. Benbenlik, hodgamlık, nefisperestlik almış başını gidiyor. Görüneyim, tanınayım, pirim yapayım diye olmadık kılıklara giriyor kimi sözde yazarlar. Bunu da 'edebiyat' adı altında yapıyorlar. Birilerinin de bunun 'edebiyat' olmadığını cesaretle çıkıp söylemesi lazım. Bu kirlenmeye 'Dur' denmesi lazım."
"İçimizden ırmaklar akar. Bu ırmakların kimi dil dediğimiz denize kadar ulaşma başarısını gösterir. Denize kavuşurlar, bir mâna kazanır ve ete kemiğe bürünüp diğer insanlarla paylaşıma açılırlar."
"Zarifoğlu'nun endişe ve korkuları yanında ümit ve bağışlanma dileklerini de ciddi bir biçimde gözden geçirince modern dünyanın cangılları arasından eteğine çamur sıçratmadan geçen bir er kişi portresi ile karşı karşıya kalıyorum. Sonuç olarak böyle bir kişiliği seviyor ve saygı duyuyorum."