"Karşımdaki adam, yerçekiminin (kültürünün, durumunun, ailesinin) ağırlığıyla iyice yere yapışmış bir adam; adeta kendi iradesi diye bir şey olduğunu unutmuş. Konformizmle öylesine yoğrulmuş ki ona seçim yapmak diye bir şey olduğunu söylediğimde başka bir dilden konuşuyormuşum gibi
baktı yüzüme."