Ama kitapların en ictenleri bile yalan söyler. Hayati çepeçevre kavrayacak sözcük ve deyimlerin kısırlığı yüzünden, hayattan acemi olan kitaplarda, gerçeğin zayıf ve düz bir benzeri bulunur. Lucanus gibiler, hayata, yapısında bulunmayan ciddiyet, agirbaslilik ve meziyetler yüklerler; Petronius benzeri ötekiler, tam karşıtı, hayatı olduğundan da hafife alarak, ağırlığı olmayan bir evrende oradan buraya kolayca ziplatilan içi boş bir topa benzetirler. Şairler bizi çok fazla hirsi ve hoşluğu olan, güzel, geniş bir evrene suruklerler ama, bu evren bizimkinden öylesine farklıdır ki yerleşmemiz olanakdisidir. Gerçeği arı olarak inceleme yanlısı düşünürler ise, hayatı bir yanginin ya da havanın maddeyi dönüştürdüğü biçime dönüştürürler; indirgendikleri küller ya da billurlar arasında bildik bir kişi ya da gerçeğin bir nebzesine rastlayamayiz. Geçmişi anlatmak için tarihçilerin önümüze sürdükleri kusursuz düzende, neden ve sonuçlar dizisi öylesine kesin, öylesine açıktır ki bir gerçeği tümüyle yansitamazlar; maddenin direnci yokmuşçasina ölüyü yeniden biçimlerler. ...Kitapsız bir dünyada mutlu olamam ama, tümünü kapsamadigi için hakikat kitaplarda bulunamaz.