Temmuz sonlarına doğru, bir gece alaydan bir telefon. Bir şifre yazdırılacak, yaverin yazması lâzımmış. Şifreyi yazdım. Karanlıkta güç bela hallettim.
Cephedeki Rus askeri harp etmek istemiyormuş ve buna ait birtakım beyannameler vereceklermiş. Bizim cephemize de bu maksatla Ruslar gelecek olursa, ateş etmeden beyannameleri almalı, hemen alaya göndermeli imişiz.
"Şayet bir kağıt, beyanname filan bırakmışlarsa alın, gelin" dedi. Çavuşla birlikte birkaç nefer gittiler. İki saat sonra geldiler. Filhakika, Ruslar gelmişler, işaret vermişler. Bizimkiler ateşle mukabele etmiş. Dönüp gitmiş Ruslar. Bölükten gönderilen çavuşla birlikte o tarafa doğru arama yapmışlar, meşe ağaçlarının üzerine asılmış beyannameleri bulmuşlar. Bir nevi pembemsi, ince kağıtlara, Türkçe, şapirograf biçimi yazılarla yazılmış bir tomar beyanname.
Acele bir göz gezdirdim: "Biz Ruslar, harpten bıktık. Harbi isteyen Çar'ı başımızdan attık. Amele ve askerler el ele verdik. Yeni bir hükümet kurduk. Harbr son vereceğiz. Birbirimizi boş yere kırmayalım. Biz boş yere sizin memleketinizi Çar'ın emriyle işgal ettik. Buralar bize ait değil, sizindir. Sulh olacağız. Buraları size bırakacağız. Siz de hükümetinize harp etmeyeceğinizi söyleyin. Onların sözleriyle birbirimizi kırmayalım, kardeş olalım... Vesaire..."