Kuleli Askeri Lisesi, Kara Harp Okulu (Makine Mühendisliği), Selçuk Üniversitesi Yüksek Lisans (İşletme-Yönetim ve Organizasyon), Anadolu Üniversitesi Adalet Yüksek Okulu.
Alay yaverine telefon ettim. Rapor hülasasını söylemekle beraber, piyade ateşinin kesildiğini ve yangınları anlattım. "Evet, görüyorum, aman siz de dikkatli olun!" dedi.
Dışarı çıktım. Telefonun yanından, ihtiyattaki böluk askerleriyle birlikte yangınları seyrediyorum. Yanımda bölükten iki de çavuş vardı. Onlara:
-Siz ne dersiniz? dedim. Onlar:
-Aman Hakkı Efendi, galiba düşman kaçıyor. Ne zaman ki düşman bir yeri terk edecek, o zaman orasını yakar. Mutlaka bu düşman kaçıyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bizim 8 Ağustos'ta Bolayır berzahından kalkıp mecburi yürüyüşle Dursun köyüne ve Tekketepe'ye geldiğimiz sabah derhal taarruz etmemiz lâzım imiş.
O zaman bizim fırka kumandanı Miralay Fevzi Bey, kolordu komutan vekili olarak bu vazifeyi almış.
Halbuki alaylar mecburi yürüyüşle o kadar çok döküntü vermişlerdi ki herhalde Miralay Fevzi Bey, sabaha karşı, gün doğmadan, alacakaranlıkta, baskın tarzında yapılması gereken bu taarruzu, 8 Ağustos günü kuşluk vaktinde, fırkanın onda biri civarındaki yorgun efradıyla yapmanın muvaffakiyetsiz olacağını düşünerek yapmamış.
Tabiatıyla, efradın toplanıp dinlenmesi ve kendine çeki düzen vermesi için ertesi güne bırakmış.
Liman Paşa da buna kızmış. Derhal onu vazifesinden almış.
Arıburnu cephesinde bir fırka kumandanı olan Kaymakam Mustafa Kemal'i, Arıburnu ve Anafartalar cephesini birleştirerek Anafartalar grubu adı altında bir birlik meydana getirmek suretiyle, bu grubun kumandanlığına tayin etmiş.
Buralarda siperler yapılırken, derelerin mecrasını tıkamışlar, düşman sızmasın diye. Bu yağmurun birden getirdiği seller, bütün siperleri su ile doldurmuş. Tam da askere yemek ve ekmek geldiği zamana rastlamış yağmur ve sel. Hayvanlar, hatta bir kısım insanlar siperlerden çıkamamış, boğulmuşlar. Dışarı çıkanlar da düşman ateşine tutulmuş, durum bunu gösteriyor.
Tabur kumandanı ile öteki bölükler ilerimizde gitmişlerdi. En arkada biz, tek kolda.
Zaten bir bölüğün kumandanı korkak oldu mu, falâket, ondan hayır gelmez.
Şimdi siperden sipere bomba atma modası başlamış. Düşman bir aletle iki yüz metre kadar mesafeden bir bomba atıyor. Gelirken görünüyor.
Bir defa yanımızdaki bölüğün siperine düşerek bir neferin ölümüne sebep olmuş. Ben de koştum, yetiştim. Bir nefer de ölen askere sarılmış, 'Ah, hemşehrim öldü' diye ağlıyordu.
Sekizinci bölükten kasap onbaşı 'Kalk kerata ayağa' diye, hemen ağlayan neferi kaldırdı. Üstünü aradı. Şehit düşen neferin saatini ve cüzdanını bu neferden çıkardı. Onun böyle ölü soyucu bir çapulcu olduğunu bilirmiş.