Akşamüzeri, bütün tabur kumandanları, alay karargâhına çağrıldı. Ben de gittim. Öteki taburların yaverleri gelmemiş. Ben alay yaveriyle oturdum. Kumandanlar, alay kumandanının yanına girdiler. Yarım saat kadar durup, çıktılar. Yazılı bir emir almamışlar. Bizim tabur kumandanı başını sağa sola sallayarak yürüdü. Tabur karargâhına geldik. Bana bölük kumandanlarını ve vesaiti nakliye kumandanını çağırmamı söyledi. Çağırttım, hepsi geldiler, oturdular. Ben de meraktayım.
Tabur kumandanı söze başladı: "Alay kumandanının şifahi ve gizli tebliği şu: Bunu fırka ve kolordu böyle istemiş. Yarın Liman Paşa gelecek. On birinci fırka gibi bizim fırkayı da teftiş edecek. Galiçya cephesine göndermek üzere ayıracak. Halbuki bizim şark cephemiz perişan vaziyette. Ruslar Bayazıt, Van gibi vilâyetlerimizi almışlar, bir taraftan Rize ve Erzurum üzerine yürüyorlar. Yakında buralarının düşmesi de muhtemel. Öz vatanımızı müdafaa etmek dururken, Çanakkale'den arta kalan kuvvetlerle Avusturyalıların vatanını kurtarmak bize düşmez. Onun için yarın teftişe çıkarken en sağlam ve güzide neferleri nöbet ve hizmet mahallerinde bırakacağız. Zayıf, hastalıklı bütün efradı teftişe çıkaracağız. Palaskalar imkân mertebesinde bozuk takılacak. Her bölükte üç beş kişi öksürecek, aksıracak. Şayet ordu kumandanı ufak bir hareket veya tatbikat yaptıracak olursa, her mangadan bir nefer topallayacak ve arada bir yere düşecek. Yapılması emredilen her harekette mutlak bir parça aksaklık olacak ve Liman Paşa'nın kıtayı beğenmemesi için ne lâzımsa yapılacak."