Ünal Sökükcü

Ünal Sökükcü
@Unalunal
Sadece kitap. Albaydım youtu.be/00Shw8sc3bY Ünal Sökükcü (@UnalSkkc) adlı kişiye göz at: twitter.com/UnalSkkc?s=08
Kuleli Askeri Lisesi, Kara Harp Okulu (Makine Mühendisliği), Selçuk Üniversitesi Yüksek Lisans (İşletme-Yönetim ve Organizasyon), Anadolu Üniversitesi Adalet Yüksek Okulu.
Tuzla/İstanbul
501 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
Güneş batarken Eskişehir'den ayrılmıştık. Gece Afyon'u, hatta Akşehir'i de geçmişiz. Yolda sabah oldu. Tabur kumandanına bölüklerden haber geldi. Ispartalı, Eğirdirli, Uluborlulu, Burdurlu ve o civarlı efrattan epeyce firarlar olmuş. Hemen her bölükten otuz kırk kadar. Bölük kumandanları, kırk kişilik vagonları dışardan kapatmışlar, kilit vurmuşlar. Tekmil haberine göre kaçanlar yüzde ondan eksik değil.
Sayfa 241·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bu arada Erzurum da Rusların eline düştü. Bunu resmi tebliğde okuyan Rüstem, koşa koşa bana gelmiş, ajansı bana okumuştu. Tebliğde, Erzurum'un doğusunda olan müdafaa hattı, görülen lüzum üzerine Erzurum'un batısına alınmıştır, şeklinde yazılı idi. Bundan halk ne anlayacaktı? Ona, Erzurum Rusların eline geçti, diyeceksin ki açıkça anlasın. Acı günler gelip çatmakta. Turan, turan derken elimizdeki Erzurumlar gitmeye başladı.
Sayfa 219·Kitabı okudu
Ay başında maaş aldık. 1 Şubat 1331=14 Şubat 1916. Bu defa maaşın yarısını kâğıt para verdiler. İlk defa böyle kâğıttan para görüyorum. Alışmamışım kâğıt paraya. Sarrafa gittim, verdim onu. Bana gümüş yüz on kuruş verdi. Altın liraya yüz sekiz kuruş verirlerdi. Demek kâğıt lira altından kıymetli.
Sayfa 217·Kitabı okudu
Akşamüzeri, bütün tabur kumandanları, alay karargâhına çağrıldı. Ben de gittim. Öteki taburların yaverleri gelmemiş. Ben alay yaveriyle oturdum. Kumandanlar, alay kumandanının yanına girdiler. Yarım saat kadar durup, çıktılar. Yazılı bir emir almamışlar. Bizim tabur kumandanı başını sağa sola sallayarak yürüdü. Tabur karargâhına geldik. Bana bölük kumandanlarını ve vesaiti nakliye kumandanını çağırmamı söyledi. Çağırttım, hepsi geldiler, oturdular. Ben de meraktayım. Tabur kumandanı söze başladı: "Alay kumandanının şifahi ve gizli tebliği şu: Bunu fırka ve kolordu böyle istemiş. Yarın Liman Paşa gelecek. On birinci fırka gibi bizim fırkayı da teftiş edecek. Galiçya cephesine göndermek üzere ayıracak. Halbuki bizim şark cephemiz perişan vaziyette. Ruslar Bayazıt, Van gibi vilâyetlerimizi almışlar, bir taraftan Rize ve Erzurum üzerine yürüyorlar. Yakında buralarının düşmesi de muhtemel. Öz vatanımızı müdafaa etmek dururken, Çanakkale'den arta kalan kuvvetlerle Avusturyalıların vatanını kurtarmak bize düşmez. Onun için yarın teftişe çıkarken en sağlam ve güzide neferleri nöbet ve hizmet mahallerinde bırakacağız. Zayıf, hastalıklı bütün efradı teftişe çıkaracağız. Palaskalar imkân mertebesinde bozuk takılacak. Her bölükte üç beş kişi öksürecek, aksıracak. Şayet ordu kumandanı ufak bir hareket veya tatbikat yaptıracak olursa, her mangadan bir nefer topallayacak ve arada bir yere düşecek. Yapılması emredilen her harekette mutlak bir parça aksaklık olacak ve Liman Paşa'nın kıtayı beğenmemesi için ne lâzımsa yapılacak."
Sayfa 214·Kitabı okudu
Hatta bir hava savaşına da şahit olduk. Bir İngiliz tayyaresi geliyordu. İngiliz tayyarelerinin kanat altlarında renkli bir daire var. Bizimkilerin, yani Almanların bir haç resmi. Bizim cihadı mukaddesimiz, Alman haçının altına sığınılmış olarak yapılıyor. Ne ters işler şu dünyada. Diplomatların hırsları ne haç tanıyor, ne kuran. Hepsi ihtiraslarına alet olsun, onları kazandırsın da, ister haç olsun, ister kuran. Hepsi bir.
Sayfa 203·Kitabı okudu