Ünal Sökükcü

Ünal Sökükcü
@Unalunal
Sadece kitap. Albaydım youtu.be/00Shw8sc3bY Ünal Sökükcü (@UnalSkkc) adlı kişiye göz at: twitter.com/UnalSkkc?s=08
Kuleli Askeri Lisesi, Kara Harp Okulu (Makine Mühendisliği), Selçuk Üniversitesi Yüksek Lisans (İşletme-Yönetim ve Organizasyon), Anadolu Üniversitesi Adalet Yüksek Okulu.
Tuzla/İstanbul
501 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
Sonra, altıncı ve yedinci bölük kumandanları Kamil ve Emin beyleri ziyaret ettik. Kamil bey bahriye yüzbaşısı. Denizde vazife kalmayınca, ona bir kara bölük kumandanlığı vermişler.
Sayfa 303·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gece yarısında aldığımız bir emirle 2260 rakımlı tepeye geldik. Birinci tabur, bu tepenin önünde, kuzeye doğru bir cephe aldı. Biz de Karakoç köyü karşısında kuzeybatıya bir cephe tuttuk. Asker mevziye yerleşti. Ben de mevzi tepeciğinin ardında, yorgunluktan takatsiz halde, kurumuş meşe yapraklarını toprağın üstüne sererek ve bir taş parçasını başımın altına koyarak, gündüz güneşinin altında uyuklamaya çalışıyorum.
Sayfa 272·Kitabı okudu
Alay kumandanı ile Bey konuşuyordu. Hükümetin idaresine söz intikal etti. Sekrad Beyi: "Hükümetin hiçbir veçhile hazırlığı olmadan bu harbe girmesinin çok hatalı olduğunu, geçen sene bir sürü askerin Bağdat cephesinden bu taraflara getirildiğini ve tedariksiz olduklarından, buralara erzak yetiştirilemediğini, uzaklardan nakledilen buğday ve emsali erzakın yarısının yolda nakliyatta kullanılan hayvanlara verildiğini ve gideceğimiz yerlerde yol olmadığını, iki senedir fen memuru diye , yol yaptırmak için buraya gönderilen bir zatın kendi yanında misafir kaldığını ve iki kilometre bile yol yapılmadığını ve bunu şimdi giderken görebileceğimizi ve buralardan toplarımızı ve sair eşyalarımızı nasıl geçirebileceğimize hayret ettiğini ve erzak bakımından da bu kadar askere ancak, sadece ekmek yetiştirebilirsek kendilerini muvaffak olmuş sayacağını" tenkit edici fikirlerle anlattı.
Sayfa 263·Kitabı okudu
Yolda Bağlı Ağaç Gediği denen yerden geçiyorduk. Bu gedikte hakikaten tek ve cılız bir meşe ağacı vardı. Önümüzde giden askerden birçoğu sıradan çıkarak bu ağaca ufak, beyaz bez parçaları bağlıyorlardı. Ağaç ufak, meyvesi böyle beyaz paçavralar. Aristidi, "Sıtma bağlıyorlar" dedi. Anadolu'a bu, itikatmış. Meşe ağacına böyle sıtma bağlanırsa, geçermiş.
Sayfa 264·Kitabı okudu
Harput, yüksekte tepede bir yerde imiş. Elaziz düzlükte. Zaten coğrafyada, vilayet merkezinin, Sultan Aziz zamanında ovaya alındığını ve bu kısma Elaziz adı verildiğini okumuştum. Mamureül-Aziz denen bu şehri, bir rüya gibi gördük, geçtik.
Sayfa 262·Kitabı okudu