...Çaldıran, Mercidabık ve Ridaniye Savaşlarında etkili rol oynayan yeniçeri tüfekçilerinin ateş şekilleri kaynaklarda genellikle saf düzeni içinde intizamlı bir salvo atışı ortaya koyar. Özellikle yeniçerilerin XVI. yüzyıl başlarındaki bu üç meydan savaşında çatala ihtiyaç hissettirmeyecek derece hafif tüfekler kullandıkları söylenebilir. Tüfeği ayakta, bir dizini kırarak hatta bağdaş kurarak ateşleyebildikleri düşünülebilir. Bu teknikler ok atışı teknikleriyle de kabaca benzerlik gösterir. Bilhassa Çaldıran, Mercidabık ve Ridaniye'de yeniçeri tüfekçilerinin çok etkili oldukları, "yaylım ateşi"ni çağrıştıran seri bir ateş gücü sağlayabildikleri kaynaklardan anlaşılmaktadır. Bir anonim Osmanlı kaynağında, Çaldıran'da 10.000 tüfek ve 600 topun bir anda ateşlendiğinden ve sesin dehşetinden söz edilmesi ilginçtir.
Çaldıran Savaşı sırasında yeniçeri tüfekçilerinin "yedişer nevbet tüfek attıkları", yani saflar halinde yedi kez tüfeklerini topluca ateşledikleri bilgisine yer verilir. Dönemin çağdaşı bir "Selimname" yazarı ise yeniçerilerin yerlerinden hareket ederek ayakta "tüfeklerini durup dinlenmeksizin ateşlediklerini" açık ifadelerle belirtir, ayrıca bu bilinçsizce hedef gözetmeksizin yapılan toplu bir atışta değildir. Yazar, yeniçerilerin hedefi bulduklarını ve çok iyi keskin nişancılar olduklarını söyler. Nitekim Kahire'de sokak çarpışmaları sırasında da yeniçeri tüfekçileri, direnişçilerin siperlerden başını çıkaranlarını tüfekle vuruyorlardı.
Daha önce belirtildiği gibi Varna'daki demir kalkanların ardından ateş açan yeniçeri tüfekçileri ve okçularıyla ilgili bilgiler bir tarafa bırakılırsa, büyük bir meydan savaşında ateşli silahlarla takviye edilmiş yeni savaş taktiğinin uygulanışı ilk kez II. Kosova Savaşı'nda kendini göstermiştir. 1473'teki Otlukbeli Savaşı'nda, klasik Türkmen Savaş taktikleriyle çarpışan süvari ağırlıklı Akkoyunlu Ordusu top ve tüfek ateşi karşısında duramadı, çünkü böyle bir savaş usulüne ne askerleri ne de kulakları sağır eden top ve tüfek sesi karşısında ürken atları alışıktı.
Bir bakıma onların yaşadığı şaşkınlığı vaktiyle Varna Savaşı (1444) öncesinde Hunyadi'nin İzlandi geçidinde zorlukla durdurulabilen Uzun Seferi sırasında Osmanlı tarafı da yaşamıştı, ancak bu sisteme adapte olmakta gecikmemişlerdi. II. Murat döneminden başlayarak bilhassa Fatih Sultan Mehmed döneminden itibaren Yeniçeri birlikleri adeta tüfekleriyle bütünleşmiş durumdaydı.
Günün filmi, Danimarka'dan geliyor. Sadece şüphenin topluluk üzerinde nasıl bir paranoya ve infiale yol açarak bir adamın hayatını alt üst ettiğini salt bir şekilde anlatan filmimiz:
Jagten (The Hunt) - 2012
İyi Seyirler.
Osmanlılarında topu erken tarihlerde tanıdıkları, hatta ilk topu I. Kosova Savaşı'nda (1389) kullandıkları ileri sürülür. Türlü iddialara rağmen Osmanlıların topu en erken Yıldırım Beyazid'in İstanbul kuşatmasında (1392 - 1402) kullanmış olduğu ağırlıkla benimsenir. 1422 İstanbul ve 1430 Selanik Kuşatmalarında Osmanlı Ordusu'nda topların bulunduğuna artık şüphe yoktur.