Yaşamın ellinci kilometresinde insan kendini daha az rahat hissediyir. Artık şamata yok, ciddi konulara geçiliyor. Yolun ilk bölümünde işler iyi gitmezse hep anneye, eve dönülebilir. Anne bir tabak patates kızartmasıyla bizi beklerdi.
Elli kilometreden sonra insanın nereye gittiğini, ne zaman son olduğunu bilmeden meçhule ilerlemeye devam etmesi gerekiyor. Eğer gidişat iyi değilse eve geri dönülemeyeceği bilinir.
Artık ev yoktur, anne yoktur.
Ben on yaşında iken bir ihtiyar otuz yaşında idi.
Ben otuz yaşında iken bir ihtiyar elli yaşında idi.
Ben elli yaşıma girdiğim zaman bir ihtiyar yetmiş yaşında idi.
Ona ne zaman yetişeceğim?