Hiçbiri

Suat Derviş
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 2 dk.
Sayfa Sayısı:
248
Basım Tarihi:
Nisan 2021
İlk Yayın Tarihi:
1923
Yayınevi:
İthaki Yayınları
ISBN:
9786053758655
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2022 163. kitabı
1923 yılında yayımlanan Hiçbiri romanının başkarakteri Cavide'nin  annesi, o henüz çok küçükken, aşık olduğu adamla kaçar, Cavide'yi ve babasını terk eder.Babası bu olaydan sonra kızını görmek istemez.İyi aile terbiyesi alması için Cavide'yi kız kardeşine bırakarak, yurt dışına gider.Anne ve babası tarafından terk edilen Cavide, sevgisizlik içinde büyür.Terk edilişinin acısı ve öfkesiyle etrafındaki insanlarla bağ kurmaz. Tüm ilgisini kendine yöneltir. Cavide'nin narsizme yakın, kendini sevme halinin altında müthiş bir değersizlik, sevgisizlik hissi yatar. Girdiği her ortamda öne çıkan, diğer genç kızlar gibi evlenmeyi, yuva kurmayı  düşünmeyen, kimseye minnet duymayan, yaşıtlarından daha zeki, hazır cevap ve farklı olan Cavide, teyzesinin kızı Neriman tarafından kıskanılır, taklit edilir. Neriman ve İhsan'ın, kendisi hakkındaki konuşmalarına şahit olur. Kırıcı, yaralayıcı sözleri  duyan Cavide, intikam hissiyle, Neriman'ın hoşlandığı, evlenmeyi planladığı İhsan'ı kendine aşık eder. Hem Neriman'ın hayallerini yıkar, hem de İhsan'ı karşılıksız bir aşk içine iter, böylece. Ancak, İhsan'ın babası Selim Paşa'ya aşık olması işleri tamamen karıştırır.İlk kez sevgi karşısında savunmasız kalır. Suat Derviş okumak her zaman iyi geliyor bana.
HiçbiriSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021217 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2019 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2019 23:45
İllegal bir aşka tanıklık yaptıysa kalbiniz duygularınıza tercüman olabilecek veya psikolojiye ilginiz varsa okumanızı tavsiye edebileceğim çok komplike olmayan akıcı ve sıkmayan,yormayan bir kitap.Sahil kenarında,otobüste,bir parkta veya bir bankta rahatlıkla okuyabilirsiniz.Bu hikayenin çıkış noktası,olaylar zincirinin başlangıcı ilk sevgi objesi olan anne yokluğunun ne gibi bozukluklara sebebiyet verebileceğini görüyoruz bu hikayede.Bir narsistin aşık olmasının iyileştirici yönünü görüyoruz baş kahramanımız olan Cavide de. UYARII!! Ayşegül Utku Günaydın tarafından yazılmış olan önsözü kitabı bitirdikten sonra okuyun çünkü bildiğiniz kitabın yorumlanması,karakter psikolojisi analizi ve kitabın özeti var önsözde. Kitabı okurken her şeyi biliyor bir şekilde okumak istemezsinizz diye düşünüyorum.Önsözde çokça altını çizdiğim cümle mecvut.Kitabı okumayacaksanız mutlaka bir göz atın alıntılara.Zaten genel haliyle hikayenin iskeletini alıntılardan da kaparsınız.Dinç kalın kendinize değer verin Hoşçakalınn.
HiçbiriSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021217 okunma
8/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2025 78. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 18:13
Aşk uğruna terk edilen bir evlat, evlat uğruna terk edilen bir aşık... Sevgisizliğin içinde tutunmaya çalışan, kalabalığın içinde yalnızlığa mahkum bir kadın... Cavide... Umaraız, hırçın, kırgın ama gülmeyi bilen bir genç kadının hikayesi... Edebiyat ve gazetecilik kimliğiyle tanıdığımız Suat Derviş, Hiçbiri'nde terk edilmek, sevgisizlik, yalnızlık gibi duyguları ele alıyor. Bir gazeteci olarak hayatı mücadelelerle geçen, edebiyata güzel katkılar sağlayan bu değerli yazarın, bu dokunaklı romanıyla tanışmanızı tavsiye ederim.
1000Kitap
HiçbiriSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021217 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2024 19. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2024 20:14
söylemeyi unutmuşum ama ağladım çok ağladım uzun süre sonra içine tamamen girebildiğim bi kitap oldu ve bi o kadar etkilenmeden kaçamadım kalbim kırık ve sızılı ah canım cavide. neredeyse külliyatını yarıladım ve hiç kötü diyebileceğim bir kitabını okumadım canım suat derviş.
HiçbiriSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021217 okunma
KİTAP İNCELEMEM
9/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2025 01:46
HİÇBİRİ / SUAT DERVİŞ Kıymetli kalem Suat Derviş’ten okuduğum on ikinci kitap. Ve her defasında büyülemeyi başarıyor beni;satırları ile … Cavide , küçük yaşta annesi ve babasından ayrılmak zorunda kalan bir kız çocuğu. Annesinin yasak bir aşk yaşayıp onları terk etmesinin ardından babası ; uzun bir seyahate çıkma bahanesi ile Cavide’yi halasına emanet ederek Avrupa’ya gider. Halasının yanında sevgiden yoksun adeta bir sığıntı gibi büyürken,bir de kuzeni Neriman’ın kaprisleri ve kıskançlıkları ile uğraşmak zorunda kalır. Bu yüzden kendini bir umursamazlık maskesi ile savunur. Hayatı ciddiye almaz ve sürekli şen kahkahalar ile yaşar. Ancak kader beklemediği bir anda,bilmediği bir duygu olan aşkı karşısına çıkarır. Üstelik imkansız bir aşk ! Acaba ; Cavide annesi gibi aşkı mı tercih edecek yoksa aşkını kalbine gömüp mutsuzluğu mu ? Psikolojik tahlillerin öne çıktığı ve aslında ‘hiçbirine’, ‘hiçbir şeye’ ait olamamanın sancısı içinde geçmiş bir ömrüm hikayesi Hiçbiri … Akıcı ve film tadında bir eser.Şimdiden keyifli okumalar. “ … aşk her hisse galiptir.” ” İnsan,kendinden başka şeyleri sever mi?” ” Sevilmeyenler , sevmesini bilirler mi ki?”
HiçbiriSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021217 okunma
9/10
·248 syf.··
2025 112. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2025 00:16
Suat Derviş'in her ay bir kitabını okuduğumuz bir okuma grubum var. Bu ayın kitabı Hiçbiri idi. Gerçekten Suat Derviş gibi bir ustayı tanıdığım için o kadar şanslı ve mutluyum ki. Yazarımız bu kitabı 20 yaşında yazmış ve ilk eseriymiş. O yaşta bu kadar güzel kalemi olan, bu kadar güzel psikolojik tahlil yapan çok yetenekli bir yazar. Cavide, hayatında hiç sevilmemiş bir kız çocuğu. Maalesef annesi mutsuz bir evlilik yapmış ve Cavide 5 yaşındayken onu bırakıp sevdiği adam ilekaçmıştır. Babası da ona bakmak istemez ve halasına bırakır. Cavide hala kızı ile anlaşamaz, o evde zor yaşar ve zamanla sevilmediğinin acısıyla çok ketum biri olur. Sevmek nedir bilmez, aşk nedir bilmez, sadece hayata karşı durmadan güler. Ama bir gün gelir ki aşk onun da kapısını çalar. Hem de ne aşk. İmkansız bir aşk. Sevdiği Selim'in oğlu da Cahide'yi sever. Bakalım bu hikayenin sonunda ne oluyor? Okuduğum için yine çok şanslı olduğum bir kitap.
HiçbiriSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021217 okunma
9/10
·248 syf.··
2025 317. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2025 19:53
Hiçbiri kitabı bana en çok kimlik ve yalnızlık duygusunu hissettirdi. Annesi gittikten sonra babasının da onu bırakması, karakterin içindeki terk edilmişlik duygusunu daha da derinleştiriyor. Bu durum onun kendini “hiçbiri” olarak görmesine yol açıyor. Okurken insanın kendi içindeki boşluklarla yüzleşmesine neden oluyor. Sade bir anlatımı var ama duygusal etkisi çok güçlü; bitince uzun süre aklımdan çıkmadı.
HiçbiriSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021217 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2021 64. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2021 22:28
Kitap o kadar duygulari geçiriyorki okuyana, icim ezildi sevdigi adam icin annesi tarafindan terk edilen küçük kiz sevdigi tarafindan çocugu üzulmesin diye terk edilen genç kiz ...O gercekten kimse icin hiçbir şey olamamiş kibrini duygularini saklamak ićin kullanmiş kendinden başkasina sevgi gõstermek istemeyen disardan buz gibi duran gorunurde yetißkin içinde kiyametler kopan büyüyememiş ve būyürken gözüne bakan olmadiği için inkar etsede seven beklemis ancak hayal kirikliklariyla dolu bir ömür... Yazik ya valla yazik gercek hayatlar var böyle anne baba olmak oylede kolay olmamali ... cok etkilendi o küçük kixa çok üzüldüm
HiçbiriSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021217 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2021 96. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2021 08:08
#OkudukBitti #Hiçbiri #SuatDerviş İki defa da layıkıyla sevilmedin️ Ne evlat muhabbetiyle, ne de aşkla. İki defa da hakiki ve büyük muhabbetlerle sevilmedin️ Ne annen tarafından ne de Selim tarafından… Seni hiç kimse sevmedi, Cavide️Hiçbiri anlıyor musun, hiç-biri‼️ “ Benim yaşamaktaki bütün gayem, sade kendi zevklerimi, kendi isteklerimi tatmin etmektir “ diyerek tarif ediyordu kendini Cavide️ Cavide, annesinin kendisini ve babasını aşık olduğu adam için küçük yaşta terketmesi, babasının ise yurtdışına gitmesi üzerine halasının yanında sevgiden yoksun büyümüş genç bir kızdır. Kendisini terkettiği için annesini, halasının yanında bıraktığı için babasına çok kızgındır. Yaşadığı büyük ve derin sevgisizliği, hayatla dalga geçmekle bastırmaya alışmıştır Cavide. Her şey ile dalga geçen, hakiki davranmayı sevmeyen ve hala kızı Neriman’a laf sokmaktan zevk alarak yaşamaktadır. Bir akşam Neriman ile sevgilisi İhsan’ın kendisi ile ilgili söylediklerini duyunca hırsına yenik düşer ve intikam almaya karar verir. İntikam ne mi Tabiki İhsan’ı kendine aşık etmek ve Neriman’ın elinden almak‼️ Dediğini yapar ve İhsan’ı kendine aşık eder. Ancak kendisi İhsan’a aşık olmadığını ve bunu intikam için yaptığını söyler. Ve Cavide bir gün Selim Paşayı görür ve ona aşık olur. Cavide hayatında ilk defa sevmiştir. Ve Selim’in İhsan’ın babası olması dışında hiçbir problem yoktur‼️ Bundan sonrası tabiki kitabımızın finalindedir Yine harika bir ekiple nevi şahsına münhasır bir Suat Derviş kitabı okuduk Yine mükemmel karakter analizleri ve harika duygu geçişlerinin olduğu bir Suat Derviş kalemi okudum. Çılgın Gibi kitabındaki Celile ile bu kitaptaki Cavide sevgisizlikle geçirilmiş bir çocukluğun en başarılı karakterize edilmiş hali sanırım
HiçbiriSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021217 okunma
Hiçbiri..
Puan vermedi·248 syf.·
2025 9. kitabı
Dönemine göre çok iyi yazılmış..Kahramanların ruh hallerinin tahlili fevkalade.. Süleyman paşalar hep olmalı:) Değil mi cicim :) O direğe yaslanmış duran Cavide yeni hayatına ilk atmıştı..
HiçbiriSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021217 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Suat DervişYazar · 36 kitap
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde gazeteciliğe başlayan Suat Derviş Hanım, ülkenin öncü gazetecilerinden biri ve döneminin en üretken yazarlarındandır.. Otuza yakın roman, pek çok hikaye, makale, eleştiri ve çeviriler yayımlanan Suat Derviş'in en bilinen eseri Fosforlu Cevriye'dir. Eserleri yabancı dillere çevrilen ilk Türk yazarlardandır. Adı, toplumcu gerçekçilik ile birlikte anılır. Avrupa'ya muhabir olarak giden ilk kadın gazeteci, ilk basın sendikasının beş kurucusundan biri ve ilk başkanı, Devrimci Kadınlar Birliği'nin kurucusudur. Kadın hakları, demokrasi alanlarında mücadele etmiş bir aktivisttir. 1903 yılında İstanbul'un Moda semtinde dünyaya geldi. Varlıklı bir ailenin ortanca çocuğu idi. Ailesi ona Hatice Suat adını koydu ancak Suat erkek ismi olduğundan kayıtlara Hatice Saadet olarak geçti. Babası, Darülfünun'un kurucularından kimyager Müşir Derviş Paşa'nın oğlu tıp profesörü İsmail Derviş Bey, annesi Abdülmecid'in mabeyncilerinden Kamil Bey'in kızı Hesna Hanım'dır. Osmanlı'da Telefon İdaresi'nde çalışmaya başlayan ilk kadınlardan Hamiyet Hanım'ın kardeşidir. Çocukluk çağında evde özel eğitim görüp Fransızca ve Almanca öğrendi. Eğitimine Kadıköy Numune Rüştüyesi'ne, ardından Bilgi Yurdu'na devam etti. Çocukluğundan itibaren yazmaya ilgi duydu. Hezeyan başlıklı mensur şiirini, çocukluk arkadaşı Nazım Hikmet 1918'de Alemdar gazetesinin edebiyat ekine göndererek yayımlattı. Bu, onun yayımlanan ilk eseridir. Henüz çocuk yaşta olan Suat Derviş edebiyat dünyasına Mehmet Rauf tarafından 'hassas bir ruha sahip ve olgun bir müellifin habercisi" olarak tanıtıldı. Bu yıllarda Nazım Hikmet ile arkadaşlığının şairin ona duyduğu tek taraflı bir aşka dönüştüğü iddia edilir. Şair Nazım Hikmet, 1920'de Gölgesi adlı şiirini Suat Derviş'e ithafen yazmıştır. İlk eserleri Suat Derviş'in ilk romanı olan Kara Kitap 1921 yılında basıldı. Edebiyat dünyasında hayret ve şaşkınlıkla karşılanan bu eserde ölüme mahkum güzel ve hassas bir genç kızın son nefesine kadarki yaşama arzusunu belirten iç seslerini ve duygularını anlattı. 1923'de yazdığı Hiç Biri romanını, Ne Ses Ne bir Nefes (1923), Bir Buhran Gecesi (1924), Fatma'nın Günahı (1924), Gönül Gibi (1928) ve Latin harfleri ile yazdığı ilk eser olan Emine(1931) romanları izledi. Bu romanlarında İstanbul'un üst düzey yaşamından kesitler sundu; ilişkileri anlattı; kadının toplumsal konumunu özgürlük talebini irdeledi. 1925'te ilk hikayeleri Almanca'ya çevrildi. İlk gazetecilik deneyimleri Derviş, ilk romanı yayımlandığı sırada Alemdar gazetesinde çalışmaktaydı. 1922'de Ankara hükümetinin temsilcisi olarak İstanbul'a gelen Refet Bey'le ilk röportajı Alemdar gazetesi için yaptı. Bir süre sonra Alemdar'dan ayrılıp İkdam'a geçti ve gazetede bir kadın sayfası hazırlayacak bu konuda öncü oldu. Berlin yılları 1927'da konservatuar eğitimi için kardeşi Hamiyet Hanım ile birlikte Almanya'ya gönderildi; Berlin'de Sternisches Konservatuvarı'nda piyano dersleri aldı. Bir süre sonra ailesinden habersiz Berlin Üniversitesi Felsefe ve Edebiyat Fakültesi'ne kaydoldu. Faşizmin yükselmesine tanıklık ettiği Almanya'da öğrenciliği sırasında gazete ve dergilerde çalıştı. Yazıları çeşitli edebiyat ve sanat dergilerinden siyasi gazetelere kadar pek çok yayın organında yayımlandı. 1932'de babasının ölümü üzerine fakülteden mezun olmadan Türkiye'ye döndü. Yurda dönüş ve 1930'lu yıllar Yurda döndükten sonra Babıali'nin başarılı muhabirleri arasına girdi; İstanbul, İzmir, Adana ve Ankara'da çıkan pek çok gazetede yazılar yayımladı. Bir yandan da roman tefrika etmeyi sürdürdü. Onu Bekliyorum (1934), Onları Ben Öldürdüm (1935), Baba Oğul (1936) romanları çeşitli gazetelerde tefrika edildi. Resimli Ay'da çalışmaya başlaması ile solcu basın dünyasına adım attı. 1936 yılında Son Posta gazetesinde çalışırken Montreeux Konferansı'nı izlemeye gitmesi ona yurtdışına giden ilk kadın gazeteci unvanını getirdi. 1936 yılından itibaren çalışmaya başladığı Tan gazetesinde kadın sorunlarına değindi ve dış siyaset olayları ile ilgili haberler yaptı. Bu gazetede çalıştığı dönemde Sovyetler Birliği'ne yaptığı gezi, düşünce dünyasını etkiledi. Dönüşünde yayımladığı röportaj dizisi, "kıpkızıl komünist" olarak damgalanmasına ve gazeteden ayrılmak zorunda kalmasına neden oldu. Gezinin yapıldığı 1937'de tefrika edilen Bu Roman Olan Şeylerin Romanı görüşlerindeki değişimi yansıtır. Gazetelerde nazizme, faşizmin yükselişine ve adaletsizliğe karşı yazılar yayımlarken romanlarında köşklerde yaşanan aşkları, yemek ziyafetleri ve davetleri yazmayı reddeden yazar, artık toplumcu- gerçekçi bir edebiyat anlayışına yönelmiştir. 1938'de Bir İstanbul Gecesi tefrika edildi, 1939'da "Hiç romanı yayımlandı. Politik yaşamı ve mahkumiyeti Suat Derviş'in sol görüşleri, kısa süren ilk üç evliliğinin (Seyfi Cenap Berksoy, Selami İzzet Sedes, Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu ile) ardından 1941 yılında Türkiye Komünist Partisi (TKP) genel sekreteri Reşat Fuat Baraner ile yaptığı evlilik ile pekişti. Baraner ve Derviş'i bir araya getiren, partinin talebi doğrultusunda çıkarttıkları "Yeni Edebiyat Dergisi" olmuştu. Çift, Türkiye'de toplumsal gerçekçi akımın ilk yayın organlarından sayılan dergiyi 15 Ekim 1940-15 Kasım 1941 arasında yirmialtı sayı yayımladı. Derviş, dergide kısa öyküler, fıkra ve eleştiriler yazdı. Orhan Kemal, Mehmet Seyda, Hasan İzzettin Dinamo gibi genç yazar ve şairlerin tanınmasına yardımcı oldu. 1944'te Zeynep İçin romanını yazdı. Aynı yıl Biz Üç Kardeşiz, Fosforlu Cevriye, Çılgın Gibi' romanları gazetelerde tefrika edildi. "Niçin Sovyetler Birliğinin Dostuyum?" adlı incelemesinin 1944'te yayımlanmasından sonra gazeteci kimliği ile hiçbir yerde iş bulamayan Suat Derviş, gerçek ismi olan 'Hatice Saadet Baraner' yerine takma adla yazılar yazmaya başladı. Aynı yıl TKP Soruşturmaları ve tutuklamaları çerçevesinde eşi Reşat Fuat Baraner ile birlikte tutuklandı. Sorgu sırasında çocuğunu düşüren yazar, Reşat Fuat Baraner'i sakladığı ve yasadışı Türkiye Komünist Partisi'ne katıldığı gerekçesiyle yargılandı, 8 ay tutuklu kaldı. Hapisten çıktıktan sonra büyük sıkıntı çekti.. Geçimini sağlamak için Almanca, İngilizce ve İtalyanca çeviriler ve editörlük yaptı. Tiyatro piyesleri ve radyo skeçleri yazdı. 1947'de "Büyük Ateş ", 1950'de "Yaprak Kıpırdamasın " romanları tefrika edildi. Paris yılları 1951'de tekrar tutuklanan eşinin 1953'de yargılanmaya başlaması üzerine kendisinin de tekrar tutuklanma olasılığına karşılık ülkeden ayrıldı; İsveç'teki ablasının yanına yerleşti. Avrupa'da çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yayımladı; kendisini yurtdışında tanıtacak kitapları kaleme aldı. Zeynep İçin romanını Ankara Mahpusu adıyla yeniden yazdı. Romanı, ablası Hamiyet Hanım Fransızca'ya çevirdi. 1957'de Le Prisonnier d'Ankara adıyla yayımlanan eser on sekiz dile çevrildi ve o kadar beğenildi ki eleştirmenler tarafından Ivo Andriç'in Drina Köprüsü'nden bile daha iyi bulundu. Daha önce yayınlatamadığı Çılgın Gibi eserini Fransızca'ya çevirdi. Eser, Les Ombres du Yali (Yalının Gölgesi) adıyla 1958'de yayımlandı. Yurda dönüşü Reşat Fuat Baraner'in hapisten çıkmasının ardından 1963 yılında Türkiye'ye döndü. Bu dönemde takma isimler roman ve hikayeler, çocuk masalları yazdı, tercümeler yaptı. Aksaray'dan Bir Perihan adlı romanı 1963'te Gece Postası'nda tefrika edildi. Fosforlu Cevriye, öğrenci ayaklanmaları ve sert isyanların zirveye ulaştığı 1968'de May Yayıncılık tarafından Ankara Mahpusu ile birlikte yayımlandı. Son yılları ve ölümü 1968 yılında eşini, 1970 yılında ise ablasını kaybetmesi onu derinden etkiledi. İki gözünde de ciddi sağlık sorunları çıkana kadar yazmaya devam etti. Moskova'da geçirdiği ameliyat sonrası gözlerinden birinin belli oranda düzelmesinin ardından arkadaşı Neriman Hikmet ile birlikte Devrimci Kadınlar Birliği'nin kuruluşunda görev aldı. Derneğin kapatılması üzerine yeniden yazarlığa ağırlık verdi. Sürekli göz altında tutulan Şişli'deki evini devrimci gençlere açıp onları gizledi. 1971'de evi basıldı, birçok solcu genci evinde sakladığı ortaya çıkınca tutuklandı. Ertesi sene Fosforlu Cevriye 'yi Gülriz Sururi için senaryoya dönüştürdükten kısa süre sonra şeker hastalığının vücudunda yarattığı tahribat sonucu hastaneye kaldırıldı. 23 Temmuz 1972'de Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi'nde hayatını kaybetti.