İyi niyetli insanlar tarih boyunca, savaştan, açlıktan, yoksulluk, sefalet ve cehaletten hep korkutuldular. Fakat bu korku onların açlıktan, sefaletten, yoksulluktan, savaşlardan kurtarılmaları için işe yaramadı. Tam tersine bu korku dolayısıyla kendilerini açlığın ortasında ve savaşın ön saflarında buldular. Kendi çıkarları için değil, sömürgecilerin çıkarları için aç kaldılar, savaştılar ve öldüler. Fakat kendilerini bu olumsuz ortama sürükleyenlerin sömürgeciler olduğunu hiçbir zaman anlayamadılar ve daima Tanrı'yı suçladılar. Politikacılar, milletler aç kaldıkları zaman yağmur yağmadığı için böyle olduğunu söylediler, suçlu yağmuru yağdırmayan Tanrı oldu. Fakat kendi çıkarlarını korumak için giriştikleri, yanlış uygulamalardan, bilgisizlik ve ilgisizliklerinden hiç söz etmediler. Uzak Doğu'da çok kullanılan bir deyişle «Beş parmağın suçladığı kişi, hasta olmasa bile ölür» fikri halk arasına yayılmıştır.