Görünen o ki çoğumuz, başladığımız şeyleri fazlasıyla erken bırakıyoruz ve bunu çok sık yapıyoruz. Azimli bir insanın bir günde gösterdiği çabadan daha önemli olan şey ertesi sabah, hatta bir sonraki sabah uyandığında yeniden koşu bandına çıkıp ilerlemeye hazır olmasıdır.
Sadakaların içinde en makbul ve en beğenilip övülmüşü vücutlarından ziyâde ruhlara faydalı olanıdır. Bir insanı sefaletten kurtarmaya veya bir işle meşgul etmeye sebep olan sadaka Allah katında ve insanlar yanında makbuldür. Doğru yoldan çıkmaya ve tembelliğe sebep olan sadakaya ise sadaka namı vermek bile caiz değildir.
İran şahlarından biri fakirlerden birine merhameten külliyetli bir meblağ ihsan eyledi. Fakat biraz sonra o fakirin israf ve sefahatı sebebiyle fakr u zarurete uğramış olarak üstü başı yırtık pırtık olduğu halde sarayın önüne gelmiş olduğunu gördü. Bunun üzerine yakınlarından olan âlimlerden birine dönüp dedi ki:
"İşte benim iyiliğimin meyvesi! Kendisine ne kadar para verdiğimi bilirsiniz. O lütfun neticesini de görünüz! Benim iyiliklerim kendisini fesada düşürdü ve kendisini evvelki sefaletten daha şiddetli bir sefalete sürükledi."
Alim kişi de şu cevabı verdi:
"Gerçekte olduğu gibidir. Zira yalnız gayret ve meşguliyete hizmet etmek üzere verilmesi lazım gelen bir şeyi, tembellik ve avarelik uğrunda kullanacak bir şahsa verdiniz!"
Ennius demiştir ki:
"Haketmeyenlere, layık olmayanlara edilen iyilik, kötülükten sayılır."
Hükemadan Sira da demiştir ki:
"Bir insana ettiğin iyiliğin makbul olup olmayacağını iyice düşün taşın. Hakeden ve layık olanlara iyilik et ki emeğin boşuna gitmesin."