İnsanların aynı anda hem bilip hem de bilmemek gibi muhteşem bir ye teneği var. Daha doğrusu bir şeyi gerçekten o konu hakkında düşününce biliyor ama çoğu zaman düşünmedikleri için bilmiyorlar. Konuya odaklanırsanız, paranın kurmacadan ibaret olduğunu bilirsiniz. Ama genellikle konuya odaklanmazsınız. Biri soracak olsa, futbolun insan icadı olduğunu bilirsiniz. Ama kendinizi maçın heyecanına kaptırdığınızda, gelip böyle bir şey soran çıkmaz. Vaktinizi ve enerjinizi ayırırsanız, millet denen şeylerin karmaşık kurmacalardan ibaret olduğunu keşfedersiniz. Ama bir savaşın ortasında böyle bir şeye ne zamanınız vardır ne de enerjiniz. Mutlak hakikate ulaş mayı talep etseniz, Adem ile Havva anlatısının bir mit olduğunun ayırdına varırsınız. Ama mutlak hakikate ulaşmayı ne sıklıkla talep ediyorsunuz?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gerçek şu ki hakikat hiçbir zaman Homo sapiens gündeminin tepesinde yer almadı. Çoğu insan sanıyor ki belli bir din veya ideoloji gerçeği yanlış naklediyorsa, bu din ya da ideolojinin mensupları gün gelir durumun farkına varır çünkü daha keskin görüşlü rakiplerle yarışamazlar. Sonuçta bu da teselli edici bir mit. Aslında insanlar arasındaki işbirliğinin gücü hakikat ve kurmaca arasındaki hassas dengeye bağlıdır.
Dini yalan haberle bir tutmamın pek çok insanı kızdıracağının farkın dayım ama mesele tam da bu. Bin kişi uydurma bir hikayeye bir ay inanırsa bu yalan haber sayılıyor. Bir milyar kişi böyle bir şeye bin yıl inanırsa bunun adı din oluyor ve inananların duygularını incitmemek (ya da öfkelerini üzerimize çekmemek) için "yalan haber" diye tanımlamamamız tembihleniyor.
Tarihe şöylesine bir bakmak propaganda ve yanlış bilgilendirmenin yeni bir şey olmadığını ve tüm bir milleti inkar etme ve sahte ülkeler yaratma alışkanlığının uzun bir şeceresinin olduğunu ortaya koyar.