Tarık UÇAR

Şu dünya bir zikirhane-i Rahmân, bir talimgâh-ı beşer ve hayvan, ve bir meydan-ı imtihan-ı ins ü cândır. Bütün vefiyât-ı hayvaniye ve insaniye ise, terhisattır. Vazife-i hayatını bitirenler, bu dâr-ı fâniden, mânen mesrurâne, dağdağasız diğer bir âleme giderler—ta yeni vazifedarlara yer açılsın, gelip çalışsınlar.
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Madem her şey, manen "Bismillah" der. Allah namına, Allah'ın nimetlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi "Bismillah" demeliyiz. Allah namına vermeliyiz. Allah namına almalıyız. Öyle ise, Allah namına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız.
Alıntı
[Sual] Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiyat istiyor. [Elcevap] Evet, o Mün'im-i Hakikî, bizden o kıymetdâr nîmetlere, mallara bedel istediği fiyat ise üç şeydir: Biri zikir, biri şükür, biri fikirdir. Başta Bismillâh zikirdir, Âhirde Elhamdülillah şükürdür. Ortada bu kıymetdar hârikay-ı sanat olan nîmetler, Ehad-i samed'in mucize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek fikirdir. Bir pâdişâhın kıymetdar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de.. zâhirî mün'imleri medih ve muhabbet edip, Mün'im-i Hakikî'yi unutmak, ondan bin derece daha belâhettir. Ey nefis! Böyle ebleh olmamak istersen, Allah namına ver, Allah namına al. Allah namına başla, Allah namına işle. Vesselam.
Alıntı
Günümüzde yaşanılan; varlık içerisindeki yokluğun, çokluğa rağmen hiçliğin ve icra mevkiinde olmaya rağmen sızlanmanın gereksiz tezahürleridir. "Genç adam"ın sesi-soluğu içine düşmüş, bâtıl ise ortalığı velveleye veriyor. Velveleyi güç zannedenler de onların yanında yer alıyor. Böylece gerçek azınlık, sahte çoğunluk haline geliyor. "Genç adam", icab eden yerde "varım" demesini bildiğinde; "zillet", bir anda "izzet"e dönüşecek inşAllah...
Sayfa 60·Kitabı okudu
Alıntı
"Genç adam" bulunduğu her vasata uyum sağlayacak bir silik şahsiyyet (Belki de şahsiyetsiz demek daha uygun olur) değildir. O, girdiği kabın şeklini almak yerine, girdiği kaba şekil vermeyi tercih eder. Böylece onun bulunduğu yerde, varlığı belli olur. Bazen bir yanlışı düzeltir, bazen bir zulmü engeller, bazen bir Hakkı haykırır. Dinler, soru sorar, konuşur, konuşturur. Cevap verir, karşı çıkar, takdirini ifâde eder. Başkalarını da harekete geçirir..
Sayfa 59·Kitabı okudu
Alıntı